Turfan Karız Cenneti

Orta Asya’da bulunan antik uygarlık harikası olan Karız su kanalları, Tanrı Dağları’ndan ve yeraltı kaynaklarından Turfan’a su getiren, çölün altında 110 metre derinlikte ve toplam 5 bin kilometre uzunluğundaki yeraltı su tüneli, Türklerin yaratıcılığını özetliyor. Karız harikası; Orta Asya’daki yerleşik yaşam, kentleşme kültürü, mimari planlama, haritacılık ve bir teknoloji harikası olarak insan yaratıcılığının doruklarından biri. Şimdiye dek batının, Avrupamerkezli tarihçilerin yazdıkları; “Türkler, hiç bir zaman yerleşik olamadı. At üstünde, çadırlarda ve subaşlarında sürekli göçebe toplum biçiminde yaşarlardı. Savaşçı ve barbardılar…” şeklindeki savları çürüten bir tarihi gerçek olan Karız Su Tüneli, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Uygur Özerk Bölgesi’nde bulunan ve Tanrı Dağları’ndan Turfan şehrine kadar yer altında uzanan ve Çin Seddi’nden sonra dünyanın ikinci uygarlık harikası olarak değerlendiriliyor. Bu gün olduğu gibi, dünde “Avrasya Türk Uygarlığı” hep vardı ve öndeydi…  Batı, daha uygarlıkla tanışmadan, Orta Asya ve Anadolu Türkleri; 12 bin yıl önce yerleşik toplum düzeni içinde yaşıyordu. Çalışkan, paylaşan, dayanışan, üretken, güçlü, barışcıl, imece ve sebil yaşam biçimini ilke edinen Türkler; yerleşik üretim ilişkisinin örneklerini sergilemişlerdir.  Kentsel kültür, alt yapı, mimari doku, tarım ve sulama sistemindeki ileri inşaat uygulaması ve de 2500 yıl önce Karız örneğinde görüldüğü gibi Türklerin, şehirleşme ve ileri teknik donanımlara sahip uygar bir topluluk olduğu anlaşılıyor. “Türk” sözcüğünü yalnızca bir ırkın adı olarak tanımlamak yerine, kökleri tarihin derinliklerinde olan ve tüm Anakara’larda yaşayan bir “kültür”ün adıdır… Bilge Kaan’ın dediği gibi: “silkinip, özümüze dönmeliyiz!..” Masallar, destanlar, türküler, şiirler, folklor, tarih ve kültürümüz gibi kaynaklardan beslenmeliyiz… Bu bizim, batının “Küresel kültür kuşatma ve yok etme projesi” karşısında; dilimiz başta olmak üzere, kültürel benliğimizi koruyacak ve yaşatacak, öz kaynaklarımızdır… Bu, içsel bir yolculuğun ilk adımlarıdır… Karız, tarihimize sahip çıkmanın onurudur…

“Karız” sözcüğü; kehriz, lağam ve yeraltı suyolu demektir. Suyun aktığı yeraltı kanalı anlamına gelen “teşme” olarak da söylenmekte. Aslında, bölgede Karız’ın yapımında kullanılan bazı Türkçe kökenli sözcüklerden de anlaşılacağı gibi, bu uygarlık harikasını yapanların Türk olduğu anlaşılmakta. Örneğin: Tuynuk: Kuyu. Kurutka: Sert çamur. Küz: Kaynak. Karizçi: Kuyu kazan kişi. Geltekçi: Hayvan sürücüsü. Yuklima: Kuyu ağzına konulan örtü. Tirek: Direk. Yanlık: Yana konulan tahta. Çukka: Tehlike işareti. Suğuk çüşüş: Soğuk havanın içeri girmesi. Suğukçi: Sucu kişi. Kuduk seviti: Çubuktan örülmüş küçük sepet. Ketmin: Kazma, kazıcı. Çığrık: çamur makinası(elle). Yağ: Yağ. İlmek: Dut ya da karaağaç çatalından yapılan tarak. Tilma: İlk kuyunun başı…vb.

Karız, deniz seviyesinin altında kalan tarım alanlarına, köylere ve yerleşim merkezlerine suyu taşımaya yarayan yatay ve düşey teraltı su tenelleri-galarileridir. Bu kanalları yaklaşık 100 metre yeraltında konumlandırmanın amacı, güzergahın geçtiği çölde ortalama +48 derecenin bulunduğu hava koşulları düşünülerek, sızıntı ve buharlaşmadan kaynaklanan su kayıplarını azalmaktır. Bir karız tamamen yer çekimi kuvveti ile işlemektedir. Bu şekilde tasarlanıp, keni içindeki eğim dikkate alınarak suyun doğal eğimi ve akar kotu, iki karız arasında eğim hesabı ile yapılmış olup, pompa gereksinimini ortadan kaldırmıştır. Örneğin: Turfan’a bağlı Piçan ile Dalankariz ilçeleri arasındaki karız uzunluğu 8 km. olup, 190 adet kuyu bulunmaktadır. Kuyular arasındaki kot farkından anlaşılacağı gibi, karız içinde suyun doğal akar eğimi en az %1’dir. Bu eğim ise, kot ve koordinatlı Topoğrafya hesapları ve Ölçme Bilgisi-Jeodezi- uygulama tekniği açısından oldukça idealdir. Suyun kaynağı ile son noktası arasındaki uzaklığın 5 bin km. olduğunu görünce, Karız yeraltı su kanallarının 2500 yıl önceki bilgi ve teknoloji ile kusursuz yapımı ve de bu gün hala önemli bir bölümünün kullanılır olması, bir uygarlık harikası olarak tanımlanmakta…

Turfan bölgesi, ilginç bulgulara tanıklık ediyor. 1959 yılında 5. yy.’a ait bir mezardan kavun çekirdeği, buğday ve pamuk tohumları bulundu. Bu bölgedeki ileri tarım ve tarihi bulgular, Mısır Nil Deltası ve Pramitlerden geri kalmayacak cinsten… Kökleri 15 bin yıla varan Animist ve Şaman Türklerin tıp ve şifa alanındaki ileri uygulamalarının kalıntıları, bölgede uygarlık kuran Türk-Moğal kültürünün izlerini taşımakta…
Turfan bölgesindeki yeraltı antik Karız uygarlık harikası, artık tehlike sinyalleri veriyor. 1957 yılında suyu akan karız sayısı 1237 ve 563 milyon metreküp su taşır durumda iken, bu gün ise suyu akan karız sayısı 446 ve 149 milyon metreküp su taşımaktadır. Yani insanlığın yarattığı ve bulduğu bu mucize yapı, yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Karız’ı, UNESCO’nun sahip çıkarak, korumaya alması gerekmektedir. Konuyla ilgili olarak, Çin Halk Cumhuriyeti Danışma Meclisi, Çin Milliyetler Üniversitesi Uygur Dili Bölümü, Urumçi Üniversitesi Tarih ve Türkoloji Bölümü, Turfan Ziraat Mühendisliği Fakültesi, Karız Araştırma Kurumu(Enstitüsü) ve Urumçi Valiliği gibi kuruluşlar çeşitli çalışmalar yapmakta. Ama oldukça yetersiz…
2500 yıllık Karız, yok olmamalı… Karız, Çin topraklarında. Çin Seddi gibi bir uygarlık harikası olan Karız, tüm insanlığın ortak kültür mirası olarak kurtarılmayı beklemekte…
Şaman Türklerin içinde yeşeren “Sevgi-Hayat Ağacı”nın barış kokan çiçeklerini yaşatmak ve Avrasya kültürü ile bezemek için, batının “Avrupamerkezli” küresel kültür ablukasına karşı, Karız’ı kurtarmalıyız… Karız tarih ananın bize emaneti, sevdalısı, ince ve uzun boylu, gün görmemiş-sarı saçlı bir güzel kızı… Karız’ın yazgısı elimizde… Yaşasın Karız!…
Keşfedilen yeni Türk uygarlıkları ile Avrasya tarihi, yeniden yazılacak…

KAYNAK: Dursun Özden – Uygur Karızlarına Yolculuk – Kaynak Yayınları, 2005, İstanbul

Reklamlar

About this entry