İnşaat Yüksek Mühendisi Kâzım Mirşan’a Cevap 2

Son olarak da M. S. 724-783 yılları arasını gösteren 57. dönemin 60 yıllık milâdî karşılığı ile bunların hayvan takvimindeki karşılıklarını gösterelim.
Bu bilgilere dayanarak Köl Tigin yazıtında Çince yazılan metnin sonundaki Çince tarih kaydını, siz iyice öğrenesiniz diye, bir defa daha değerlendirelim.
TA T’ANG K’Aİ YÜAN JU NİEN “Büyük T’ang (hanedanının) K’ai-Yüan (saltanat devresinin) yirminci yılında” cümlesindeki T’ang hanedanı M. S. 618-907 yılları arasında 289 yıl devam etmiştir. Yani T’ang hanedanının Çin tarihinde bu tarihler arasındaki yeri sabittir. K’ai-Yüan ise Çin İmparatoru Hiuan-Tsong’ın 713 yılında başlayan saltanat devresinin adıdır.
SUİ TZ’U JÊN SHÊN “Jên-Şen (şeklinde söylenen) takvim yılı sırasında” cümlesindeki Jên-Şen’i açıklayalım. Yukarıda verdiğimiz T’İEN KAN’ın altı defa, Tİ CHİH’nın da beş defa bir araya gelmesi ile oluşan ve 60 yıllık dönemde Jên-Şen dokuzuncu yıldır.
Yukarıda verdiğimiz M. S. 724-783 yılları arasını gösteren 57. dönemin birinci yılı 724 yılına geldiğine göre, başka bir söyleyişle 57. dönem 724 yılı ile başladığına göre bu dönemin 9. yılı Jên-Şen yılı olur. Bu da M. S. 732 biçin “maymun” yılına tekabül eder.
CH’İ YUEH HSİN CH’OU “Şin-Ço (şeklinde söylenen) yedinci ayında” ve SHOU CH’İ JİH TİNG WEİ “Ting -Wei (şeklinde söylenen) yeni ayın yedinci gününde”, CHİEN “dikildi” kaydı bize milâdî 1 Ağustos 732 tarihini verir. Sanırım Çince bir yazıtın Çince tarihinin çözümü burada en vâzıh bir şekilde anlatılmış olmaktadır.
Yukarıdaki cetvelde de açıkça görüldüğü gibi 57. dönemin 8. yılı 731 Koyun yılı, 9. yılı ise 732 Biçin “Maymun” yılıdır. Türkçe tarih kaydının tespiti de bu yıllara göre yapılmaktadır. Kısacası Köl Tigin’in Çince yazıtının tarih kaydı taşın üzerinde “ben 1 Ağustos 732’de yazıldım” diye haykırmaktadır.
Eğer bazı kişiler Sayın K. Mirşan’ın iddia ettiği şekilde Köl Tigin’in M. S. 575 yılında öldüğünü ve yazıtının da 576 yılında yazıldığını kabul etmek isterlerse, taşın Çince yüzündeki 156 yıl sonrasını gösteren 1 Ağustos 732 tarihini nasıl açıklayacaklardır? Türkler Köl Tigin yazıtının bir yüzünü 156 yıl sonra bir Çin İmparatoru (Hiuan-Tsong) adamlarını göndererek Çince yazıt yazdırsın diye boş mu bırakmışlardır? En mühimi de Çince tarih kaydının son kelimesi olan CHİEN “dikildi” kelimesidir. Taşın 1 Ağustos 732’de dikildiği açıkça belirtildiğine göre Köl Tigin yazıtı, Köl Tigin 575’te ölmüş ise, bu ölümden 157 yıl sonra mı yazılarak dikilmiştir? Sayın Kâzım Mirşan mugalatayı bırakıp bu sorularıma madde madde ve açıkça cevap vermelidir. Tabii eğer verecek bir cevabı kaldı ise.
8. Gelelim diğer ithamlarınıza Sayın Mirşan! Bitig taştaki Çince tarih kaydını 1983 yılında Türk Kültürü dergisinin 241. sayısında vererek tercümesini göstermekteyim diyorsunuz. Bu makaleniz Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü’nün o zamanki Başkanı Tatar kökenli Prof. Dr. Ahmet Temir’in size karşı bir hemşehri dayanışmasıdır ve “Tatar Tatarın sırtını kaşır” Tatar atasözüne uygun düşmektedir. Ayrıca burada verdim dediğiniz pasaj ile 60 sahifelik risalenizin 50. sahifesindeki pasaj birbiri ile örtüşmemektedir. İsterseniz bir karşılaştırın.
Benim hakkımda “Sizin, bu orijinal yerine, Mandarin sisteminin işaretlerini vermenizin sebebi ise, orijinal yazıdaki Çince işaretleri Çince sözlüklerde bulamamanız ve bundan dolayı, bunların manalarını söyleyemeyeceğinizden kaynaklanıyor” buyuruyorsunuz. Bilen bilmeyen de bu söylediklerinizi doğru sanacak. Makalemde verdiğim listede Çince işaretlerden sonra ikinci sütunda, kelimeler büyük harfle Mandarin, küçük harfle de Pin-yin sistemine göre okunmuştur. Üçüncü sütunda sizin gibiler için Çince radikale kaç ilâve ile kelimenin yazılacağı gösterilmiş, dördüncü sütunda ise Giles ve Mathews gibi iki ciddi sözlükte kelimelerin geçtiği numaralar verilmiştir. Eğer ben Giles ve Mathews’in Çince sözlüklerinde Çince işaretleri bulamamış isem verdiğim kelime numaraları hangi kelimeleri gösteriyor, açıklar mısınız?
Ancak bir kaç satır sonra kendinize gelip ifadenizi şu şekilde değiştiriyorsunuz: “Bunlara göre siz, “Çince hierogliflerin Mandarin sistemine göre transkripsionunun, Giles ve Mathews sözlüğüne [sözlüklerine olmalı idi, çünkü iki ayrı sözlük zikrediliyor. OFS] göre numaralarını ve İngilizce sözlükteki karşılıklarını veriyorum” deseniz bile, Çince bilmemeniz ve Çinc e hierogliflerin kökeni hakkında hiçbir bilginiz olmaması yanında, Kül Tigin’in ölüm tarihini Türklerin de etraflı olarak tespit etmiş olmalarından ve Çinlilerin takvimlerini Türklerden almış olduklarından haberiniz olmaması dolayısıyla, Türk anıtında Çinlilerin noter olarak yazdıkları yazıyı doğru değerlendirmeniz mümkün değildir” buyuruyorsunuz.

ANA DİLİNİZ ÇİNCE Mİ?
Sayın Mirşan! Önce bir hususu belirtmeliyim. Ben hiçbir zaman Çince biliyorum demedim. “Avrupa üniversitelerinde Çince eğitim aldım ve bu eğitime dayanarak bu tarih kaydını kontrol ettim” dedim. Bu sözlerim zabıtlarda da yayımlanmıştır. Ancak siz Çinceyi iyi bildiğinizi söylüyorsunuz. Acaba Çince sizin ana diliniz midir? Yani siz Çinceyi bu kadar iyi ananızdan mı öğrendiniz? Bunu bir açıklasanız da benim bu konudaki kuşkumu giderseniz. Çinlileri Türklerin başına noter olarak dikmek istemenizin sebebini de açıkça anlamış olsam.
9. “Bundan sonra, damdan düşer gibi, “K’ai-yüan, Çin takvimine göre, herbiri 60 yıldan oluşan devrelerin 57incisidir” diyorsunuz. Halbuki, 57inci değil, 54üncüsüdür, çünkü 57inci devrenin 732 yılı, devre başlangıcından itibaren 20inci yıla değil, 8inci yıla düşer” buyuruyorsunuz.
Makalenizde haklı olduğunuz tek yer burasıdır. Çünkü burada benim makalemde satır düşmüş, dolayısıyla anlam kaybolmuştur. Cümlemin aslı şöyledir: (Düşen bölümü siyah olarak veriyorum O.F.S.). “K’ai-Yüan (T’ang hanedanının İmparatorlarından Hiuan-Tsong’un saltanat yılının başlangıcını ifade eder. Köl Tigin yazıtının dikildiği Çin dönemi ise) Çin takvimine göre her birisi 60 yıldan oluşan devrelerin 57incisidir”. Şimdi bu satırlarıma göre K’ai-Yüan’ın 20. yılı 732 yılına gelmektedir. Ayrıca 724-783 yılları arasını gösteren dönem de sizin iddia ettiğiniz gibi 54. değil, benim söylediğim gibi, 57. dönemdir.
“Sizin verdiğiniz 5, 9 ve 21 numaralı hieroglifler yazının orijinalindeki şekillerden farklı. Buna göre, Çince-İngilizce sözlükten yaptığınız tercümenin de doğru olduğu söylenemez” diyorsunuz.
Kimin neyi nasıl okuduğuna ve tercüme ettiğine okuyucularımız karar versin diye burada Çince-İngilizce sözlükten bu kelimeler ile ilgili bölümleri aynen veriyorum. İnşallah faydalanırsınız.
(tablo var)
10. Sayın Mirşan siz yazınızın 22. sahifesinde şöyle buyuruyorsunuz. “Sayın Sertkaya, siz bitig-taş yüzlerine yazı yazılış sırasını da yalnış tahmin ediyorsunuz. Size göre, Kül-Tigin yazıtına yazı yazılmaya, Çince yazı ile, batı yüzünden başlanmış, daha sonra Türkler, sırası ile, Güney, Doğu ve Küzey yüzlerindeki yazıları yazmışlardır. Yani bitig-taşa ilk önce Çinliler yazı yazmış, Türkler ise, bu Çinli yazısı dolayısıy la yazı yazmışlardır.
Sayın Sertkaya Çin batıda değil, güneydedir. Noter tasdiki ise, yazının başına mı, veya sonuna mı yazılır? Başına yazılmışsa, noter neyi tasdik etmiş olur ki? Şunu okuyun:
Yolug-Tigin Kül-Tiginin defin merasimine vekil gönderen milletleri şu sıra ile sayıyor:
1. Qıtan-Tatabı Budun (Qıtan ve Tatabı kavimleri);
2. Tabığaç Qağan (Çin Hakanı);
3. Tüpüt Kağan (Tibet Hakanı);
4. Buqarak Ulus Budun (Buhara populasionu kavmi);
5. Türgis Kağan;
6. Oğuz Bïl (yani At-Oy Bïl);
7. Qırqız Qağan
Bu gelenleri saydıktan sonra şöyle diyor:
BARIQ ÏTGÜÇİ-ËB-ËDİZ UYUR AT-OĞUMA BİTİG TAŞ ÏTGÜÇİ-TABIĞAÇ QAĞAN UÇIQANI UÇUÑ ËSİÑÜN KËLTİ.
“Noter olarak-yani, başarılar la ölen dinastımın taşına yazı yazıcısı olarak-Çin Hakanı Liderliğinden Lider-Paşa geldi”.
Ben bu satırlarınızı düzeltmeye nereden başlayayım: Köl Tigin anıtının kendi kaplumbağası üzerine 732 yılında ilk dikilişini hiç kimse bilmiyor. Çünkü kaplumbağa kaide kırılmıştır ve anıt bugün sunak taşından kesilen bir kaide üzerine yeniden dikilmiştir, ancak bu dikiliş anında orijinal yönlere sadık kalınıp kalınmadığı meçhuldür.
Köl Tigin’in yazıt yüzlerini ise Güney yüzü – Doğu yüzü -Kuzey yüzü şeklinde sıralamam bir keşif değil Hüseyin Namık Orkun, Talât Tekin ve Muharrem Ergin’in metin sıralamasına iştirak etmemdir. Çünkü bu nâşirler bu sıralamaları ile Vilhelm Thomsen’in Doğu yüzü – Kuzey yüzü, arada Çince yüz ve Güney yüzü şeklindeki yanlış sıralamasını düzeltmişlerdir.
“… bitig-taşa ilk önce Çinliler yazı yazmış, Türkler ise, bu Çinli yazısı dolayısıyla yazı yazmışlardır” şeklinde tahrif edilmiş cümle bana değil size aittir. Ben bu cümlenizi şöyle düzeltiyorum. “İlk önce Çinliler” değil “ilk önce Çince”, “yazı yazmış” değil “metin yazılmış”, “Türkler ise” değil “Türkler de”, “bu Çinli yazısı dolayısıyla” değil “bu Çince metni takip eden yüzlere”, “yazı yazmışlardır” değil, “Türkçe metni yazmışlardır” demek istemiş olmalısınız.
“Sayın Sertkaya Çin batıda değil, güneydedir” buyuruyorsunuz. Ben nerede böyle söylemişim acaba? Yoksa siz “Çince metin Batı yüzünde değil de Güney yüzündedir” mi demek istiyorsunuz? Bunu kasdediyor iseniz bozuk bir Türkçeniz var demektir.
“Yolug-Tigin (doğrusu “Bahtlı, şanslı, devletli Prens” anlamında Yollug Tigin), Kül-Tigin (doğrusu Köl Tigin)’in defin merasimine (doğrusu yog törenine), vekil (doğrusu temsilci) gönderen milletleri şu sıra ile sayıyor” diyerek tereciye tere sattığınızın farkında mısınız?
Ben burada 4. numara ile verdiğiniz “Bukarak Ulus Budun [Buhara populasionu kavmi] ifadenizi anlayamadım. Metne baktım metin aynen şöyle: ∆ur(ı)ya : kün : b(a)ts(ı)∆d(a)∆ı : so∫d : b(e)rç(i)k(e)r : bu∆(a)r(a)∆ ul(u)s : bod(u)nda : n(e)k s(e)gün : o∫(u)l t(a)r∆(a)n : k(e)lti : Metni kelime kelime aktarmaya çalışalım. Kurıya “batıdan”, kün batsıkdaki “güneşin battığı taraftaki”, sogd “Sogd”, berçiker “Pars eri”, bukarak (acaba burada “Buhara şehri” mi kasdediliyor ki?), ulus bodun da -ulus bodun bir ikileme olup cemaat demektir (OFS)- “cemaattan”, Nek Segün (kişi adı), Oğul Tarkan (kişi adı) geldi”. Orijinal cümlede de açıkça görüleceği üzere iki halktan iki kişi gelmiştir. Bu halklardan birincisi Sogd halkı ikincisi ise Berçiker halkıdır. Soğd halkının temsilcisi Nek Segün, Berçiker halkının temsilcisi ise Oğul Tarkan’dır. Pekiyi bukarak nedir? Bu kelime Sayın Kâzım Mirşan ve başkalarının zannettiği gibi “Buhara şehrinin adı” değildir, olamaz da. Metindeki bukarak kelimesinin aslı sanskrit vih®ra “ibadethâne” kelimesidir. Kelime sanskritten eski Farsçaya veya Sogdçaya geçince, rûçek “rûze, oruç”, priştak “ferişte, melek” kelimelerinde de görül-düğü gibi -k eki almıştır. Eski Türkçede kelime başında v- sesi bulunmadığı için sanskrit v- Türkçede tabii ki b- ile yazılacaktı. Kısacası bu cümlede geçen bukarak kelimesi “Buhara şehrinin adı” değil, “ibadet-hâne” demektir. Bu kelimenin kullanılması da gelenlerin budist olduğunu ifade eder. Biz müslümanlar câmiye gidenlere “câmi cemaati” demiyor muyuz? Bukarak ulus bodun da “Vihâra cemaati”nin Göktürkçedeki söylenişidir. Yani Batıda Sogd ülkesinden ve Berçiker’den gelenler her iki ülkenin budist cemaatinin temsilcisi olan Nek Segün ile Oğul Tarkan’dır.
Bunu şöyle anlayalım. Türkiye’de bir Türk devlet büyüğü öldüğü zaman Gagauz İli’nden, Çuvaş İli’nden hristiyan Türkler gelmiyor mu? Karayim Türklerinden musevî Türkler gelmiyor mu? Yakut/Sahalar Türklerinden şaman Türkler gelmiyor mu? Kısacası bu cümleyi tekrar tercüme edelim de birçokları ile birlikte siz de doğrusunu öğrenin. “Batıdan güneşin battığı taraftaki Soğd (ve) Berçiker(in) vihâra cemaatini temsilen Nek Segün (ile) Oğul Tarkan geldi”.
Sizin metin okumanıza ben Kâzım Mirşan’ca demek istiyorum. Şu sizin okumanız: “BARIQ ÏTGÜÇİ-ËB-ËDİZ UYUR AT-OĞUMA BİTİG TAŞ ÏTGÜÇİ-TABIĞAÇ QAĞAN UÇIQANI UÇUÑ ËSİÑÜN KËLTİ”. Metindeki doğrusu işe şöyle: b(a)r∆ : itgüçi : b(e)d(i)z : y(a)r(a)t(ı)∫ma : bit(i)g t(a)ğ : itgüçi : t(a)b∫(a)ç ∆(a)∫(a)n : çı∆(a)nı : ç(a)g s(e)gün : k(e)lti : “Türbe yapıcı, heykel yaratan, yazıt taşı yazıcı(larla birlikte) Tabgaç Kağanı(nın) yeğeni Çang General geldi”. Siz ise bu ibareyi şöyle anlıyorsunuz. “Noter olarak-yani, başarılar la ölen dinastımın taşına yazı yazıcısı olarak-Çin Hakanı Liderliğinden Lider-Paşa geldi”.
İsterseniz bu cümlelerin Çin kaynaklarındaki kaydının Liu Mau-tsai tarafından Çinceden Almancaya nasıl tercüme edildiğine de bir bakalım:
“In 19. Jahr (731) starb K’üe T’ê-lê (=Tegin). Der Kaiser sandte den Kin-Wu Tsiang-kün (General der Vogel-Garde) Tschang K’ü-i und den Tu-kuan-lang-tschung (Chef der Abteilung für Verurteilte des Ministeriums des Justiz) Lü Hiang mit einem kaiserlichen Schreiben zur Kondolenz (zu der T’u-küe).
Der Kaiser ließ eine Grabschrift für ihn in den Grabstein einhauten und auch eine Statue und ein Tempel errichten, an dessen vier Mauern die Kampfszenen (des Verstorbenen) gemalt wurden; (dafür) schickte der kaiser sechs berühmte Maler; sie malten die Bilder so geschickt und natürlich, dass (die T’u-küe) meinten, sie hatten (solche Bilder) nie gesehen. Wenn Mo-ki-lien sie betrachtete, wurde er immer traurig”.(9)
[(K’ai-Yüan saltanat devresinin) 19. yılında (M. S. 731) Köl Tigin öldü. (Çin) Kağanı (Türklere) (Muhafız kıtasının generali olan) Kin-Wu Tsiang-kün Tschang K’iü’yi ve (Adalet Bakanlığının Mahkumlar Dairesinin şefi) Tu-kuan-lang-çung Lü Hiang ile baş sağlığı dileyen bir kağanlık fermanı gönderdi.
(Çin) kağanı mezartaşına kazınması için bir mezar kitabesini hazırladı ve ayrıca bir heykel ve dört duvarına (ölenin) savaş sahnelerinin resmedilecek türbe tesisi için altı tanınmış ressamı gönderdi. onlar resimleri o kadar ustaca ve tabii yaptılar ki, Türkler böyle bir şeyi hiç bir zaman görmemişlerdi. Mo-ki-lien (Bilge Kağan) bunlara baktığı zaman, daima kederleniyordu]”.
Bakın, siz kişi adını UÇUN okuyorsunuz, yazıtta ise Ç(a)ng yazıyor. Ayrıca Liu Mau-tsai’nin verdiği Çince metnin tercümesinde de geçen şekil Tschang (okunuşu: Çang) şeklinde. Siz ËSİÑÜN okuyorsunuz, yazıtta ise S(e)gün yazıyor. Ayrıca Liu Mau-tsai’nin verdiği Çince metnin tercümesinde de geçen şekil Tsiang-kün (okunuşu: Segün) şeklinde. Siz UÇIQANI okuyup “liderliğinden” şeklinde tercüme ediyorsunuz. Yazıtta ise doğrusu çık(a)n “bir kimsenin kardeşinin çocuğu” şeklinde geçiyor. Buna göre Tabgaç Kağan çıkanı ibaresini “Çin Hakanı Liderliğinden” mi anlamalı, yoksa “Çin kağanının kardeşinin çocuğu (=yeğeni)” olarak mı anlamalı?
11. Sayın Mirşan! “Büyük Çin bilim adamı Lïu Mau-tsaï, Sse-Kin [Size-KİN] diye tanıdığı, Kül Tïginin ölüm yılını şöyle belirtiyor: Çin haberlerine göre, T’u-men (yani, QAPAĞAN QAĞAN) DS 552’de ölmüştür. Kül Tïgin yazıtının Çince metninde onun 20 yıl hüküm sürdüğü söylendiğine göre, Kül Tïginin ölüm yılı 552+20=DS 572 balık yılı olur.
Ancak Lïu Mau-tsaï’nin bilmediği bir şey var. DS 552 yılı 90ıncı taydu’nun bïçin yılına rastlamaktadır ve, buna göre, Türkler T’u-men saltanatını DS 555 lağzın yılına kadar olmak üzere kabul edeceklerdir. Yani, Kül-Tïgin (Sse-Kin) ancak DS 556 kösi yılında Türük Bïl Hakanı olabilecektir ki, buna 20 katarsak, DS 576 bïçin yılı elde olunur. Bu ise Kül-Tïginin bitig taşının dikildiği ve, bu taşa noter olarak yazı yazan, Çin heyetinin Urqun Kentine geldiği yıldır. Yani, Kül-Tïgin DS 575 qoñ yılında ölmüştür ve bu añduyuş, türklerin ve Çinlilerin bitig taş üzerindeki añduyuş tespitlerine ve, ayrıca Bizans kaynaklarına göre de sabittir” buyuruyorsunuz.
Sayın Mirşan! Sizin kafanızın içi o kadar karışık ki bu yaşınızda bunları düzene koymanız tıp dilinde “ümitsiz vak’a” durumunda. Köl Tigin’i Sse-kin yapıyorsunuz. Halbuki bu Çince unvan Türkçe İrkin unvanının Çincedeki yazılışıdır. Bana inanmazsınız M. Mori ile A. Bombaci’nin araştırmalarına bakın.(10) 552 yılında ölen T’u-men yani Bumın Kağan’ı 716’da ölen Kapgan kağan ile birleştiriyorsunuz. Küsgü ~ Küskü “sıçan, fare” kelimesini kösi şekline sokuyor ve 572 balık yılı diye 12 hayvanlı takvim sisteminde olmayan bir yıl keşfediyorsunuz. Köl Tigin’i “kağan” yapıyorsunuz ve uydurduğunuz Türük Bïl tahtına çıkarıyorsunuz. Yazdıklarınızın hepsi gerçek dışı ve sizin muhayyel dünyanıza aittir. Bunu böyle bilesiniz.
Sayın Kâzım Mirşan. Televizyonda Türkiye üniversitelerinden kimse yazdıklarıma cevap vermi-yor, kimse beni okumuyor diyordunuz. Size ATV’de cevap verdim. Benden sonra da Sayın Cengiz Alyılmaz sizi cevapladı. İlk defa tepki gördünüz. Bir öğretim üyesi ertesi gün gülerek “Akşam Kâzımın karizmasını çizdiniz” dedi. Gerçekten de karizmanız çizildi ve bundan sonraki yazılarla da bunun devamı gelecektir.

KAYNAK: Prof.Dr. Osman Fikri Sertkaya

DİPNOTLARI
(9) Liu Mau-tsai, Die chinesischen Nachrichten zur Geschichte der Ost-Turken (T’u-Küe), I, 1958, Wiesbaden, s. 228-229.
(10) Masao Mori, “Higashi Tokketsu kansh¨g¨ k¨: T‘ieh-lê shobu no Chi-li-fa (Eltäbär/Eltäbir) to Chi-chin (Irkin) = Studies on the Official Titles of the Eastern T’u-chüeh: Ch’i-chin and Ch’i-li-fa of the T’ieh-le tribes”, T¨y¨ Gakuh¨, 46/3, 1963, s. 293-322; Masao Mori, “On Chi-li-fa (Eltäbär/Eltäbir) and Chi-chin (Irkin) of the T‘ieh-le Tribes”, Acta Asiatica, 9, 1965, s. 31-56; Alessio Bombaci, “On the ancient turkic title eltäbär”, Proceedings of the IXth Meeting of the Permanent International Altaistic Conference-Naples 1970, s. 1-66.

Reklamlar

About this entry