Türk-Türkiyeli-Orta Asyalı “Gen” Oyunu

Bizim solcu “eski tüfekler” (belki solcuları suçlamak doğru olmaz, “Türk kökenli olmayan entellerimiz” diyelim), DNA oyunlarıyla âdeta bayram ediyorlar.
Geçen Şubat ayında bir tanesi fiyaskoyla sonuçlanan bir zafer çığlığı atmıştı: Arkeolog Prof. Weelkens Antalya’da kazı yapmış, çıkan iskeletlerden aldığı DNA testiyle bunları oradaki Anadolu işçilerininkiyle karşılaştırmış, aynı çıkmış! Yani bugünkü Türkiyeli halkın, binlerce yıl önceki Yunanlı ve Anadolulu halkla aynı ırktan olduğu anlaşılmış. Ö.İ. yazarımızın zafer çığlığı şöyle: “Demek ki bizim Orta Asyalı Türklerle soy birliğimiz, kardeşliğimiz yok!”
Sevinci kursağında kalıyor, çünkü bir hafta sonra Alman profesörden sert bir tekzip-düzeltme geliyor ve gazetede yayınlanıyor: “DNA testi Anadolulu işçilerin genetiğini araştırmak için yapılmadı, kazılar sırasında birbirlerine bulaşma oldu mu diye araştırma istedik. Bulaşma olmuş ve sonuçlar bozulmuş”.
“Eski tüfeğin” bozulduğunu görmedik, özür de dilemedi, ben de Vatan gazetesinde (5 Mart 2005) gerçekleri açıkladım.
* * *
Derken, Cumhuriyet gazetesinde 21 Mayıs’ta bir benzer yazı daha çıkmış, bir profesör arkadaşım kesmiş, geceleyin koşa koşa evime kadar getirip gösterdi. (“İyi ki 1968’den beri Cumhuriyet gazetesine yazdığım haftalık sütunlarımı kesmişim” dedim).
Başlık “Türklerin Geni”. Yazı uslûbu çirkin (eski cumhurbaşkanı Kenan Evren hakkında ne düşünürsem düşüneyim, aşağılayıcı, hakaretâmiz tabirler kullanılmasını yadırgarım. Hele “Türk kanı elbette diğer kanlardan farklıdır” demiş diye saldırılıyorsa!
Bu seferki zafer çığlığının sebebi neymiş?
Isparta-Yalvaç’ta yapılan bir kazıdan çıkan sonuçlar bütün Anadolu’nun genetik haritasının sırrını ifşâ etmiş: Meğer bunlar, bugünkü Türkiyelilerin genleri Orta Asya’dakilerden çok, eskiden burada yaşayanlarınkine benziyormuş. Dahası da varmış, Spencer Welles adlı bir genetist, Orta Asya’dan gelen Türk geninin Anadolu’da pek yayılmadığını iddia etmiş.
Devenin dediği gibi, neresi doğru ki neresini düz diyelim?
Bir kere Yalvaç’ta, bugün yaşayan Yalvaçlıların değil, kazılarda çıkan çok eski tarihî fosillerden elde edilen genlerden sözediliyor. Bunun zafer çığlığı atılacak nesi var? Orta Asya’dan Türkler gelmeden evvel Anadolu’da zaten Türk soyundan olmayan insanların (Hititlerin, Trakların, Helenlerin) yaşadığını inkâr eden mi var?
Farzedelim ki Yalvaç’ta bugün yaşayan “Türk” halkının genleri de ölçüldü ve farklılıklar görüldü. Bugünkü Anadolu “Genetik havuzunun” (genetic pool) yüzde yüz Orta Asya kökenlilerin geninden oluştuğunu iddia etmiyoruz ki. Hangi milletin gen havuzu (Eskimolar, Pigmeler hariç) yüzde yüz aynı DNA’lardan oluşmuştur ki? Gerçek, altın yüzükteki bakır yüzdesi gibi, çoğunluğun orantısında bulunur. Yüzde 20-25 bakır karışımından oluşsa da, o yüzük gene altın yüzüktür, Türkiyeli halkın çoğunluğunun kanı da Türktür.
* * *
Bir başka nokta daha: bir bölgede yapılan kazılarla ve birkaç yüz kişiden alınan DNA’larla, 70 milyon nüfuslu Türkiye halkını etiketlemek gülünç olacak kadar gayrı ilmîdir.
Genetiğe dayalı psiko-sosyal ve seks/cinsiyet farklarını araştıran başka testlerin garip sonuçlarından bir örnek vereyim.
1999’da İsviçreli araştırmacı Prof. David Parret, kadın ve erkek yüz fotoğraflarını bilgisayarda hafifçe oynayıp ekrana getirdi ve 203 kızla erkeğe “âni” tercihlerini sordu; kızların erkeklerde erkeksi, erkeklerin ise kızlarda kadınsı özellikli suratları seçtiklerini gördü. Daha sonra (2003’de) Cornell Üniversitesi’nden Prof. Peter Buston’la Staphan Emlen 1000 kadar kız ve erkek üzerinde aynı yöntemlerle testler yaptılar ve tam tersi sonuçlar elde ettiler. Evrimci genetistlerle psikologlar ne yapacaklarını şaşırdılar, acayip yorumlar yaptılar. Sonuç şu ki bir yerde az sayıda deneylerle yapılan testlerden elde edilen verileri genelleştirmek doğru olmuyor.
* * *
Şimdi gelelim sözü edilen “antropolojik genetikçi” Spencer Welles’le, 24 Mayıs’ta Milliyet’te bütün bir sahifeyi kaplayan Prof. Brian Sykes’ın fetvâlarına. Aklınızın karışmasını istiyorsanız şöyle bir gözatın; Sykes’tan:
“Türklerin anne yönünden atalarında Kuzey Yunanistan’daki 45 bin yıl önce yaşayan ‘Ursula’ kavminin, ayrıca Suriye’nin “Jasnin” klanının izleri görülüyorsa. Türk erkeklerinin %30’u Orta Doğu’da 40 bin yıl önce yaşayan “Re” klanından geliyor.”
“125 bin yıl içinde erkek soyu tükenecek”
“Yalnızca annemizden gelen mitokondrial DNA’lar, yeryüzünde yaşamış ve yaşayan herkesin 36 klan annesinden geldiği anlaşılıyor: 36 Havva”
“Cengiz Han cinsellik açısından insanlık tarihinin en başarılı erkeği; dünyada şu anda onun 16 milyon torunu var.”
Bir de bir “kabile” diyagram- şemaları var ki, “Gaia” denen bilimkurgu sözlüğünden “Nene”, “Latifa”, “Neandertal” (!!), Xenia ve “Bilimsel Havva”ya kadar herşey var! Bir Semra Hanımın ecdadı yok! 10 binden fazla Türk, 470 YTL vererek 40 bin yıllık şecerelerini “Prof” Sykes’ın kurduğu ticarî Oxford Genetik Merkezinden mühürlü damgalı belgelerini alıyorlarmış! Allahtan o koca haberin bir yerinde “ancak tarihsel verilere dayanmayan sınıflandırma amaçlı isimler” uyarısı var.
Spencer Welles hiç olmazsa daha ciddî. Orta Asya meraklısı (bir iki yıl önce, Afrika’dan Türkistan’a kadar DNA örnekleri ala ala yol alışını ve en önemli geni bir Kırgız’da bulduğunu anlatan TV belgeselinin kasetini kardeşim yollamıştı, seyre değer. 15 Ocak 2005’te de “Discover” dergisinde yazısı çıktı).
Yazısında Welles, “tabloyu içinden çıkılmaz hâle getiren en önemli unsur sekstir” diyor ve mitokondrial (anne) geniyle erkek “Y” kromozomunu anlatmaya çalışıyor. “M45 geninin çıkış noktası Orta Asya’dır” diyor, ve DNA / gen izleriyle soy tesbitinin bugünkü haliyle pratik faydasızlığını şu iki cümleyle özetliyor: “Bütün bu iddialar bazı genetikçilere göre yalnızca bir varsayım… Orta Asya’da keşfettiğim soy ağacının tüm dallarını New York’taki bir gece klübünde de bulabiliriz.”
Çıkın işin içinden! Harward Üniversitesi’nde genetikçi Prof. Richard Lewontin’in “Meyve Sinekleri” üzerinde yaptığı “çeşitlilik” araştırmaları belki başka işlere yarayacak ama (Welles onun talebesiydi), bu yolla Türklerin sadece Anadolu’nun Hitit-Helen halkıyla akraba olduğunu, Türkistan Türkleriyle akraba olmadığını iddiaya çalışanlara faydası olmaz. Orkun’da (Mayıs 2005) Etrüsk DNA’sı hakkında yazdığım yazıda da belirttiğim gibi, kesin bir yere varmak mümkün olmuyor. Antropolojik ölçümler ırk C-14 karbon testleri de zaman tesbitine şimdilik yetiyor.
Zaten “Türk nedir”in cevabı sadece “ırk-gen- kan- soy” değil (ama bu da bir aidiyet unsuru), bizi biz yapan her şeyin (ortak tarih şuuru, dil, din, kültür, vatan) toplamıdır.

KAYNAK: Prof.Dr. Reha Oğuz TÜRKKAN

Reklamlar

About this entry