Bilgi (Bilge) Atuñ Ukuk Adlı Bir Tarihçimiz Var mı?

SAYIN Hulki Cevizoğlu’nun “Ceviz Kabuğu” programında “Türkçenin Tarihî Derinliği”ni değerlendirmek üzere meslekleri Türk dili olmayan iki kişi konuştu. Bunlardan birisi Türk Kimliği adlı eserin yazarı Sayın Prof. Dr. Bozkurt Güvenç, diğeri Ön-Türk Tarihi adlı eserin yazarı Sayın Haluk Tarcan idi.
H. Tarcan Türklerin ve Türkçenin kökeni konusunda konuşurken yazdıklarının ve söyleyeceklerinin hepsini Sayın Kâzım Mirşan’ın eserlerinden öğrendiğini belirtip kendisinin dayandığı tek araştırıcı olarak Kâzım Mirşan’ı zikretti.
H. Tarcan ile K. Mirşan’ın mektuplaşmaları Nisan 1984’ten başlamıştır. Bu konuda K. Mirşan’a yazılan bir mektuptan aşağıda bir iki paragraf verelim ve biz yine K. Mirşan ve araştırmalarına gelelim. K. Mirşan tek başına çalışan bir kişi. Böyle bir kişiyi destekleyen bir müessese olursa, o müessese sponsor olur, yaptığı işe de sponsorluk denir. Ancak kişiyi destekleyen müessese değil de fert olursa, onun yaptığı iş amigoluk’tur. Kendisine de amigo denir. Ben TV programında K. Mirşan’ın iki amigosunu dinledim. Birincisi Haluk Tarcan, ikincisi ise Sayın Turgay Tüfekçioğlu idi.
T. Tüfekçioğlu, K. Mirşan’a dayanarak eski Türklerin dört tarihçisinden şöyle bahsetti.
“Hulki Cevizoğlu: Turgay Bey bir şey eklesin, buyurun.
Turgay Tüfekçioğlu: Bir şey ekleyeyim. Şimdi efendim, Önre Binabaşı* (Doğrusu: ögre bıga başı OFS)…
HC: Tarihçi
TT: Tarihçi.
HC: Ne olduklarını da tekrar tekrar söyleyelim
TT: Tarihçi, önde gelen komutan demek, aynı zamanda komutan…
HC: Herodot’tan önceki tarihçi bu.
TT: Herodot’tan önceki tarihçi.
HC: Evet.
TT: Elimizde iki tane bunun, Sineusut (Doğrusu: Şine-Usu OFS) yazıtı var, Hüseyin Namık Orkun sayfa 163’te yayınlamıştır çok daha önceleri. İkincisi Taryat Yazıtı, Belleten’de 184’üncü sayıda Ekim 1982’de yayınlanmıştır. Bunlar Türkiye’de yayınlanış tarihleri; ama bu her iki yazıt da Orta Asya’da bulunmuş yazıtlardır. Şimdi bu yazıtlardan Önre Bina Başı’nın anlattığı tarihi Hoca anlatıyor.
İkinci tarihçisi var kullandığı veya dayandığı, Bilgi (Doğrusu: Bilge OFS) Atun Ukuk. Bu, Doğum’dan Önce 565’te yaşamış, Tanyukuk (Doğrusu: Tonyukuk OFS) Yazıtı olarak Hüseyin Namık Orkun, 99’uncu sayfada, buyurun, o da burada vardır. Yani, bunların hepsi, bu da bir taşa vurulmuş olan…
HC: Taşa yazılmış yani, vurulmuş dediğiniz o.
TT: Evet. Bu Bilgi Atun Ukuk tarihçimizin yazmış olduğu tarih.
Üçüncüsü, Yoluğ (Doğrusu: Yollug OFS) Tigin, yani saray tarihçisi veya vakanüvist olarak adlandırabiliriz, işte bunlar da Fin atlasında, yani Orhun Yazıtlarında Taş-1, Taş-2’deki yazıtlarımızdır.
Bir sonuncu tarihçi de Hoca’nın dayandığı, Alp Erin’dir. Bu da Ommum (Doğrusu: Ongin OFS) Yazıtı olarak yine elinizdeki kitabın 127’nci sayfasında Hüseyin Namık Orkun’da verilmiş olan yine Orta Asya’daki taş yazıttır.
Yani, burada size ben dört tane Hoca’nın dayandığı, tarihte Türk tarihçisi olarak ismini verdiği ve bunların yazmış olduğu taşlar ortada.”(1)
•••
Geçen yazımızda Öngre Bınga Başı konusunu teferruatı ile aydınlatmıştık. Şimd i de K. Mirşan’ın Atun Ukuk’unu inceleyelim.
Önce Bilgi Atun Ukuk diye kastedilen kişinin dünya Türkoloji edebiyatında Bilge Tonyukuk veya Bilge Tunyukuk adı ile bilinip tanındığını vurgulayalım.
Bu unvan grubundaki ilk kelime olan AGLiB bilge kelimesi, bilmek fiilinden fiilden sıfat işlevinde isim yapan -ge eki ile yapılan bir isimdir. bil-ge Türkçede “bilgili, hakîm, hikmet sahibi kişi”. anlamına gelir. Krş. EDPT, bilge: 340a-b.
Kendi yazıtında adı / unvanı qqyot (t1wywkwk (tonyukuk veya tunyukuk) şeklinde geçen kelimenin etimolojik açıklanması da şimdiye kadar aşağıdaki şekillerde yapılmıştır.
1. Tonyukuk ibaresinin ilk açıklanması Ali Ulvi Elöve (1958) tarafından yapılmıştır. Ali Ulvi Elöve, Tun yokuk şeklinde okuduğu ibarenin açıklamasını da “baş, yüce, en baştaki büyük, birinci derecede veya birinci olarak yücelmiş olan. Krş. Sadr-ı âzam (sadr: her şeyin mukaddeminin âlâsına ve evveline denir. âzam: en büyük -Kamus Tercümesi). Ve esasen bu tecrübeli ve uyanık baş vezir, hep böyle yüksek bir mevkide hizmet etmiş olup, ona verilen bu sıfat tamlaması suretindeki isim, kendisinin asıl adını değil, payesinin unvanını bildirdiğini düşünüyoruz” şeklinde yapmıştır.(2)
2. René Giraud (1961) qqyot ibaresini toy u∆u∆ okumuş ve Bilge Kağan, G 14’te geçen qqjnot T1WN1Y1wKwK ibaresi ile karşılaştırmıştır. Bilge Kağan yazıtındaki bu ikinci şekli tonıyukuk şeklinde okuyan Giraud, ibarenin ilk unsuru olarak okuduğu ton kelimesini, “don, elbise, giysi” olarak; -ı ünlüsünü, iyelik 3. şahıs eki olarak; yukuk ismini de Kırgız Türkçesi’ndeki yuk- “nikâhsız yaşamak, yapışkan olmak” fiili ile birleştirmiş ve Tonıyukuk ibaresini “elbisesi yağla kutsanmış” şeklinde açıklayarak bu açıklamasını Türkiye Türkçesindeki Abasıyanık ismi ile de karşılaştırmıştır.(3)
3. V. M. Nadalyayev (1963), qqyot ibaresini eski Türkçedeki *tuyuk “hayvan tırnağı, toynak”tan getirmiş ve ilk defa olarak tuyukuk okuduğu ibareyi *tuyuk+ok “Hayvan tırnağı + ok” şeklinde açıklamıştır.(4)
4. S. G. Klyaştornıy (1966), qqyot ibaresini tonyukuk şeklinde okumuş ve ibareye Elöve, Giraud ve Nadalyaev’den farklı bir açıklama getirmiştir.(5)
Klyaştornıy filolojik çözümüne esas olarak Friedrich Hirth’in Tonyukuk hakkındaki T’un-yü-ku und A-schï-tö Yüan tschön sind nur verschiedene Namen für ein dieselbe Persönlichkeit (6) görüşünü esas alır ve Türkçe ibarenin Çince paraleli olan yüan chên =(okunuşu: yüan çen) ile karşılaştırır.
yüan
(10+2)
(7) G. 13.744. First, beginning, head, original, principal, primary, eldest.
(8) M. 7707. The first; the head; the chief. The eldest; the principal. A head.
chên
(96+5)(9)
G. 599. Precious; rare; beautiful, as gems. Delicate; delicious, as flavours. To prize
M. 301. Precious; rare-as gems. To prıze.
Klyaştornıy, Hirth’in hipotezinden yola çıkarak tonyukuk ibaresini ibarenin Çince paraleli veya tercümesi olan yüan chên ile açıklar. Klyaştornıy’a göre Çince yüan “birinci, birinci sınıf soydan, ilk çocuk”, chên sözü ise “kıymet, hazine” anlamında olup Çince yüan chên ibaresi “birinci (sınıf) değer (kıymet), ilk çocuk – hazine” demektir ve tonyukuk ibaresinin karşılığıdır.
Buna göre tonyukuk ibaresinin ilk unsuru olan ton “ilk, birinci” anlamında bir kelime olup, bu anlam DLT’ten beri tespit edilebilmektedir. Kelime çağdaş Türk lehçelerinde -u- ile geçmektedir. Altay. tun pala “birinci çocuk”; Hakas. tun “birinci”; Tuva. dun “birinci, önde giden”; Kırgız. tun “birinci”; Özbek. tungiç “birinci” vs. yuk-uk ise eski Uygur hukuk belgelerinden bilinen yok- ~ yuk- “saklamak, korumak” fiilinden yapılmış bir isim olup “saklanan, korunan şey, kıymet, hazine, ziynet”dir.
qqyot ibaresinin tonyukuk ve tunyukuk şeklinde iki okunuşu vardır. Bu okunuşlardan -o-’lu tonyukuk şekli ilk nâşirlerden beri gelen geleneksel okuyuştur. -u-’lu tunyukuk şekli ise ilk defa Nadalyayev tarafından yapılan bir tekliftir. Ancak ibarenin ilk unsurunun yukarıda belirtildiği üzere Altay, Hakas, Tuva, Kırgız, Özbek gibi Çağdaş Türk lehçelerinde geçen şeklinin -u- ile olması tunyukuk şeklindeki okuyuşun aslına daha uygun olduğunu düşündürmektedir.
Kendi yazıtında qqyot (t1wywkwk) imlâsı ile geçen toyukuk ~ tuyukuk kelimesinin başka etimolojik açıklamaları da olabilir. Bir etimolojik açıklama da biz yapalım. Meselâ kelimeyi toy – ukuk ~ tuy – ukuk şeklinde de ayırabiliriz. Kelimenin Bilge Kağan yazıtı ile Köl-İç-Çor yazıtında qqjnot (t1wn1y1wkwk) imlâsı ile geçmesi bu etimolojik ayırmayı engellemez. Eski Türkçede “ilk, ön, birinci” anlamındaki yot (t1wy) toy ~ tuy kelimesi daha sonraları -y- sesinin parçalanması sonucunda Türk lehçelerinde -n- ve -y- diyalektlerinde ton ~ tun ve toy ~ tuy şekillerinde görülecektir. (-y- sesinin parçalanması konusunda Osman Fikri Sertkaya’nın “Yenisey yazıtlarının yayınlarındaki bazı okuma ve anlamlandırmaların düzeltilmesi, yeni okuma ve anlamlandırma teklifleri” adlı araştırmasına bakılabilir.)(10)
Orta Türkçe devresinden itibaren Divanü Lugati’t-Türk başta olmak üzere Karahanlı Türkçesi, (tun) Özbek Türkçesi (tun) gibi tarihî Türk lehçeleri ile Altay, Teleüt (tu:n), Hakas (tun), Tuva (dun) gibi Çağdaş Türk lehçelerinde görülen tun(11) kelimesinin eski Türkçedeki kökünü yot (t1wy) tuy kabul etmek filolojik olarak mümkündür.
İkinci unsur ukuk ancak u-k-uk şeklinde parçalanır. u- fiili “muktedir olmak, gücü yetmek”, umak fiilinden fiilden pekiştirme işlevinde fiil yapan -k- eki ile uk- “fehmetmek, anlamak, öğrenmek”, fiilden isim yapan -uk eki ile de uk-uk “anlamış, anlayan” olur. Böylece toy – ukuk ~ tuy – ukuk “ilk anlayan, birinci anlayan” anlamlarında Çince yüan şjen ile de örtüşür.
Sonuç olarak tunyukuk ibaresinin iki Türkçe unsurdan oluştuğu ve bu ibarenin Çince karşılığının yüan chên olduğu ve her iki dildeki ibarenin de “en önde gelen ilk kıymetli, değerli kişi; önder” anlamına geldiği konusundaki şimdilik kabul edilen en kuvvetli açıklama Sergey Klyaştornıy’ın açıklamasıdır.
Son olarak K. Mirşan’ın Atun Ukuk okuyuşunun açıklamasına bakalım. K. Mirşan bu okuyuşunu şöyle açıklıyor: “Atuñ Uquq pt Meşhur. YOLUĞ TÏGİN bu sözü şöyle açıklıyor: ATIMIN ATARQIN ATINUY UQUQ (Qağan namına hareket etmeye yetkili)”(12)
Bu açıklamada K. Mirşan’ın ATUÑ okuyuşunun açılımı bilinen transkripsiyon susistemi ile atuydur. Yani onun ñ okuyuşu yazıttaki y harfinin karşılığıdır. Ancak Türkçe tunyukuk kelimesini Çincede ifade etmek için Türkçeye en uyan sesleri karşılayan t’un-yü-ku işaretleri kullanılmış, yani tunyukuk kelimesinin Çince kaynaklardaki transkripsiyonu t’un-yü-ku işaretleri ile yapılmıştır. Burada esas olan işaretlerin Çincedeki anlamı değil Çincedeki telaffuz yani ses değerleridir. t’un-yü-ku işaretlerinin verdikleri bu ses değerleri de yaklaşık olarak tunyukuk kelimesini ifade etmektedir.
t’un
(72+2)
M. 6.589. To swallow hastily. To gobble up.
G. 12.230. The sun appearing above the horizon.

(76+7)
M. 7.671. To desire; to long for; to wish. On the point of; about to. Inter, next.
G. 13.642. To wish; to desire. To be about to; on the point of.
ku
(150+0)
M. 3.483. A valley, a ravine, A hollow. Difficult.
G. 6.239. A valley; a ravine; a hollow; the bed of a torrent. Difficult; impracticable. Radical 150.
Sonuç olarak yukarıda verilen Çin işaretlerinde de açıkça görüldüğü gibi K. Mirşan’ın ATUÑ okuyuşu ne filolojik kurallara, ne kelimenin imlâsına, ne Çince yapılan transkripsiyonuna, ne de anlamına uymaktadır.

KAYNAK: Prof.Dr. Osman Fikri SERTKAYA

DİPNOTLARI
* Hulki Cevizoğlu’nun kitabının diyalog metinlerindeki tashih yanlışlarını ( ) içerisinde Doğrusu : … şeklinde verdim. Bu tashih hatalarını yanlış saymıyorum. Ancak Atun Ukuk okuyuşu bir tercih olduğu için onu düzeltmedim.
(1) Hulki Cevizoğlu, Tarih Türklerde Başlar. Türk Dilinin Kökeni, Ceviz Kabuğu yayınları, Ankara, 2002, s. 109.
(2) Ali Ulvi Elöve, “Bir yazı meselesi üzerine”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten 1958, Ankara 1958, s. 70.
(3) René Giraud, L’Inscription de Baïn-Tsokto, Paris 1961, s. 65-66.
(4) V. M. Nadalyayev, “Çteniye or¿ono-yeniseyskogo znaka y i etimologiya imeni Tonyukuka”, Tyurkologiçeskiye İssledovaniya, M.-L. 1963, s. 212-213.
(5) S. G. Klyaştornıy, “Tonyukuk-Aşide Yüan’çjen’”, Tyurkologiçeskiy Sbornik 1966, 1966, s. 202-205.
(6) Friedrich Hirth, “Nachworte zur Inschrift des Tonjukuk. Beiträge zur Geschichte der Ost-Türken im 7. und 8. Jahrhundert nach chinesischen Quellen. I. Zeit des Ku-tu-lu (Ilteres Khan)”, Die alttürkischen Inschriften der Mongolei, Die Inschrift des Tonjukuk zwischen Nalaicha und der Tola, St. Petersbourg, 1899, s. 2.
(7) Herbert Allan Giles, A Chinese-English Dictionary, Shanghai, 1892.
(8) R. H. Mathews, Mathews’ Chinese-English Dictionary, Shanghai, 1931.
(9) krş. chên 301 (96+5) [Precious; rare-as gems. To prıze = kıymetli, nadide, eşsiz, tek]+ chu 1349 (96+6) [A pearl. A Bead. The pupil of the eye = İnci. Boncuk. Göz bebeği] cin çü > yin çü “inci”
(10) Göktürk Tarihinin Meseleleri/Probleme der köktürkischen Geschichte/Some Problems of Köktürk History, Ankara, 1995, s. 200-208.
(11) EDPT, tu:n 513a.
(12) Kâzım Mirşan, Akınış Mekaniği. Altı Yarıq Tïgin, Ankara, 1978, s. 96.


About this entry