Bilinmeyen Akrabalarımız

Ak ve Kara
Eski Türklerde Ak ve Kara ayrımı vardı. Fakat eski Türkler, kadını ve erkeği bu sınıflandırmaya sokmadılar. Eski Türkler ulusal özellikleri gereği, kendilerine has bir sınıflandırma geliştirdiler. Bu sınıflandırma, soyut veya somut bütün varlıkların sağ ve sol adlarıyla iki eşit bölüme ayrılmasıdır. Sağ ve sol sınıflandırması biribirinin gereği ve tamamlayıcısı olan varlıkları gösteriyordu. Çinlilerdeki Yang ile Yeng ise birbirine zıt olan varlıkları ayırırdı. Bunların içine kadın ve erkek ile halk tabakaları da dahildi. Türklerde ise kadın sol sınıfa, erkek ise sağ sınıfa ait görülmüştü. Türk ilinin sağ kolu, sol koluna nasıl denk ise, erkek sınıfı da kadın sınıfına öylece denkti.
Eski Türklerde ak ve kara sınıflandırması Çinlilerdeki sınıflama gibi değildi. Bir ulus yenilgiye ve esarete düşünce “Kara” unvanını alırdı. Çünkü bu unvan ona daima felâket içinde bulunduğunu ve bu durumdan kurtulması gerektiğini hatırlatırdı. O ulus ne zaman bağımsızlık ve özgürlüğe kavuşursa tekrar ak unvanını alırdı. Bundan başka, eski Türklerde “Kara Kemik”lerden olan bir kişi, büyük bir yararlılık gösterince “Tarhan” rütbesini alarak “Ak Kemikler” sınıfına geçebilirdi. Görülüyor ki eski Türklerde toplumun dinî görüşleri, birinden diğerine geçilmesi imkânsız sınıfları oluşturmamıştı(1).

Eski Oğuz’lar kim?
Ülkemizin Doğu bölgesinde “Eski Oğuz” olarak nitelendirilen Türk topluluklarının içerisinde Kürtler de yer almaktadır. Bugün Kürt dediğimiz insanlar genel olarak Akhun ve Karluk Türklerinin torunlarıdır. Aynı zamanda Bulgar Türkleri ile de büyük ölçüde kaynaşmışlardır. PKK’nın Kürt bayrağının renkleri olarak kabul ettiği kırmızı, sarı ve yeşil renkler aslında Oğuz boyunun renkleridir. Orta Asya’daki Elegeş anıtlarında “Ben, Kürt İlhanı Alp Urungu’yum.” şeklinde bir bölüm vardır. Oğuz Han Destanı’nda da Kürtlerden bahsedilmektedir. Bugün Batı ve Orta Anadolu’da da Kürtçe bilmeyen, Türkçe konuşan Kürt göçer aşiretleri vardır. Akhun Türklerinin tarihteki diğer bir adı da “Ekrad-ı Bilâsagun”dur. Bu ad, Balasagun Kürtleri anlamına gelmektedir. Özellikle Zaza lehçesinde Göktürk kitabelerinde geçen bir çok sözcüğe rastlanmıştır.

Gut’lar
M.Ö. 2150-1950 yıllarında Mezopotamya’da egemenlik süren Gutium veya Kutium ulusunun adındaki Akadca nisbet eki kısmını atarsak geriye Gut kalmaktadır. Gut’un: Guz: Oğuz olma ihtimali yüksektir. B. Landsberger, “Tarihte Türklerle en yakın bir şekilde ilişkide olan, hatta belki de ayniyet gösteren topluluk budur.” demektedir. B. Landsberger, söz konusu tebliğinde Gut dilinden kalan bozulmamış bazı sözcükleri vererek, Türkçe ile karşılaştırır. Bunlar:
1. Yarlagan: Haber veren olabilir. Orhun yazıtlarındaki “Yargan” sözcüğünü hatırlatır.
2. Tirigan: Yardım eden anlamına gelir ve Uygurca “Tiriga” sözcüğünü çağrıştırır.
3. Şarlak yahut Çarlak: Bir çok lehçelerde kanatlı ve memeli hayvan adıdır. Anadolu’da bugün küçük çağlayanlara da şarlak derler.

Turki’ler
Fransız arkeoloji profesörlerinden Dr.Louis De La Porte’in “Hitites” adlı eserinde “Sargon’un üçüncü halefi Naram-Sin’e karşı bir koalisyon kuran kuzeydeki onyedi bey ve hükümdarlar arasında Tourki ülkesi kralı İlloushoumail adı geçer. Çinliler Türklere Tu-Kue demektedirler. Türk adı Türük olarak hâlen Orta Asya’da kullanılır. Bu durumda, Tourki ülkesindeki Kuzey Mezopotamyalılar hangi kavme mensuptular? İlloushoumail adı Sami damgası taşırsa da, sahibinin Sami soylu olduğuna kanıt değildir(2).

KAYNAK: Halûk Şan Dikmen (Orkun Dergisi Yıl 2000 Sayı 27)


About this entry