Ongin Yazıtı

Ongin yazıtı 1891 yılında Moğolistan‟da, Ongi nehrine dökülen Tarimal Çayı kıyısında N. M. Yadrintsev tarafından bulunmuş, W. Radloff tarafından 1895 ve 1896‟da üç estampaja dayanarak yayımlanmıştır.

Radloff, bu yazıtı 7. yüzyıla tarihlemiş, runik yazılı yazıtların en eskisi olduğunu düşünmüştü. Bazin, yazıt metninde geçtiğini kabul ettiği “koyun yılı”nın 719 yılı olduğunu düşünmüş, yazıtı 720‟ye tarihlemişti. Rybatzki 2000: 209‟a göre “gerek paleografik (yani yazı özellikleriyle ilgili), gerekse onomastik (yani özel adlarla ilgili) sebeplerden dolayı bu yazıt, Uygur Bozkır Kağanlığı dönemi başlangıcına ait olmalıdır. Bazı … hususlar, bu yazıtın Uygur Kağanlığının ilk yıllarına, belki 744 veya 756 yılına tarihlendirilmesini desteklemektedir” der.
Rybatzki, bu iddiasını üç sebebe dayandırır: Bunlardan birincisi, m harfinin biçiminin Orhon yazıtlarındaki “standard biçim”den oldukça farklı olması, ikinci sebep, oniki hayvanlı takvimin kullanışta bulunması, üçüncü sebep de teŋriken unvanının sıkça kullanılmış olmasıdır. Bunlardan m harfinin biçimi hakkında şunu söyleyebiliriz: Farklı yazılış, yazıcının başka bir ekolden yetiştiğini, yani yazıyı başka bir ustadan öğrendiğine işaret edebilir, fakat bunun yazıtın yaşı, tarihlenmesi ile ilgisi olması gerekmez. Oniki hayvanlı takvime (pek sık olmamakla birlikte) Orhon Yazıtlarında da başvurulmuştur ve – yukarıda değinildiği üzere – bu takvimin Ongin Yazıtında kullanıldığı büsbütün şüphelidir. Hükümdardan teŋriken (< *teŋri qan) diye söz edilmesi çok ilgi çekicidir, ancak bunun da yazıtın tarihi ile ilgisi yoktur: Rybatzki, bu sözcüğün, Uygur Kağanlığı çağına delalet ettiği fikrini Radloff 1895: 255 ve Klyaştornıy ve Tryjarski 1990: 66-67‟den almış olsa gerek. Teŋriken sözcüğünü Arkahnen yazıtında da bulan Klyaştornıy ve Tryjarski, Radloff‟un düşüncesine uyarak o yazıtı Uygur Kağanlığına bağlamışlar, Türk Kağanlığı yazıtlarında bu sözcüğün yerine tengriteg kullanıldığını yazmışlardır. Ancak, teŋri teg anlamı „tanrı gibi‟ olan bir sontakı grubudur; türemiş bir sözcük değildir. Bu bakımdan teŋriken sözcüğünü kullananlar, bir kişi hakkında teŋri teg deme imkânını kaybetmiş olamazlar. Dobrovits, bu yazıtın Uygur Kağanlığı döneminde değil, Orhun Türk Devleti döneminde, bu devletin ileri gelen kişilerinden biri için dikilmiş olmasını muhtemel görür. Dobrovits‟e göre Ongin yazıtı, Köl Tegin ve Bilge Kagan yazıtlarından birkaç yıl sonra meydana getirilmiş olmalıdır; onun yaptığı açıklamaları kabul etmemek için herhangi bir sebep göremiyorum: Bu yazıt, frazeolojisi ve dilbilimsel özellikleri bakımından adı geçen iki yazıta (pek) yakındır. Yazıtta, Aydın‟ın (2008: 22) belirttiği gibi, “hem Köl Tegin‟in doğu yüzünün tepeliğinde bulunan dağ keçisi damgası, hem de yılanı andıran son damgasının bulunması”, onu Uygur Kağanlığına bağlamamızı imkânsız kılmaktadır.

Çeviri
Ongin yazıtından elimizde kalanların çevirisi şöyle olmalıdır:

D1 Atamız ceddimiz Yama Kagan (yeryüzünün) dört tarafını düzenlemiş, bir araya getirmiş, bozguna uğratmış, yenmiş. O hükümdar öldükten sonra toplumdan yitenler yoksul (oldu) … kazanmadık. Toplum toplumluğunu,

D2 hüküm süren hükümdarını yitirivermiş. Türk milleti doğuda güneşin doğduğu yere, batıda güneşin battığı yere ulaşıp güneyde Çine, Kızıl Dağ‟a ulaştı. (Düşman, Türk halkının) kız ve

D3 oğlanlarını, kahramanlarını balbal haline soktu. Türk milletinin adı yok olmaya yüz tutmuştu. Yukarıdaki Gök Tanrı, Türk milleti yitmesin, rehin olmasın diyecek olmuş.

D4 Ben, Kapgan ve Elteriş Kaganın toplumunun üyesi olarak dünyaya geldim. El Etmiş Yavgu‟nun oğlu, Eşvara Tamgan Çor Yogı‟nın kardeşi, (babamın,) Bilgä Eşvara Tamgan Tarkan‟ın cenaze törenini düzenlettirdim. Altmış beş amcam, yeğenim, […] oğul[larım …

D5 Bu Çinliler arasında ve kuzeydeki, ateş gibi olan Oğuz (kavmi) arasında yedi kişi düşman olmuş. Babam Bağa Hazretleri‟nin tarafına o zaman yürümüş, hizmetini ver[miş]. … Tarduş olduğunda

D6 “[Bağa] Hazretleri‟ne hizmet verdin” diye buyurmuş. Orada (ona) Şad unvanını verdikten sonra Tokuz Oğuz ateş gibi düşmanmış, uluymuş, İlahi hazretleri yürü[müş … “U]lu olan biziz.

D7 Halimiz kötü. Azı çoğu gördün; savaşa erken çıkalım” dermiş, “şimdi, beylerim!” dermiş. “Azız diye korkmayıp yürüyeyim!” deyip,

D8 Babam Şad, şöyle arzetmiş: “İlahi hazret, aldım … Orada kötülük bilmeyene …

K1=9 Kamıl şehrine ulaştım, zarar gördüm (ama) aldım. Ordusu geldi, ahalisini bir araya topladım, savaştım. Beyi kaçtı. Oğuz bunca hizmeti vermemiş …

K2=10 Gelirdik. İkisinin arasında ateş gibi düşmanlık çıkmış. „Katılmayacağım‟ diye düşündüm. Meğer kutsal, anlayışlı (bilge) kaganı düşünüp hizmetimi verecekmişim. Ulaştığını … almış … yukarı çıktım. Eve ulaşmamın savaşı … Düşman geldi, şehirleri basarak …

K3=11 Gidip kardeşime, oğluma şöyle öğüt verdim: “Baba(m) öne çıkıp Elteriş Kağan‟dan ayrılmamış, onu yanıltmamış. (Biz de) kutsal anlayışlı (bilge) kagandan ayrılmayalım, doğru yoldan sapmayalım.” Diye öğüt verdim. Doğuya giden gitti, batıya giden gitti, ben, payıma düşene ant içerek hizmetimi verdim, ayrıldığı zamanda … ulaştım.

K4=12 Her şey yukarıdaki göğün elinde; o (bizi) toplumdan yoksun kılmış, (sizi) kaybettirmiş. Güçlü kahraman kağanımdan ayrılıp gittiniz. Anlayışlı (bilge) babacığım, cenaze törenini (yaptım), kabrini kazandım … Gök … girerdim, iyi babacığım.

Yatay1 ]ye yazılı taşı
Yatay2 ]dim ebedi
Yatay3 babacığım
Yatay4 babacığım ayrıldın
Yatay6 iyi peder
Yatay7 babacığım
G1 orada gördüm
G2 babacığım … vurduk. Ağabeyim Buyla

KAYNAK: Marcel ERDAL


About this entry