Gök Tanrı İnancından Günümüze Kadar Efsunlama “Tu-Tu-Tu”lama Uygulamaları

Tu Tu Tu

Eski Turk inanclarının, Doğu ve Guneydoğu Anadolu’da izlerini ararken, Goktanrı inanc sistemine ait olduğunu soyleyebileceğim bazı dini pratiklerde, efsunlamanın tipik bir uygulaması ile karşılaştım. Gok Tanrı İnancı ile ilgili calışmamız kitap olarak yayınlandıktan sonra (1) Hocam Prof.Dr.Yıldırım’ın yonetiminde devam eden incelemelerim, bu efsun turunun, hayatın muhtelif donemlerinde rastlanabileceğini ortaya koydu. Bu tebliğimde uzerinde durduğum bu değişik efsun turunu tartışacağım. Biz, eski Turk inanclarını incelediğimiz sistematikte, Tanrı ile kişioğlu arasında, yardımcı iyelerin yanısıra, koruyucu ve kara iyeleri belirledik. Koruyucu iyeler arasında Umay, Ana Maykıl, Ak Ana’yı, kara iyeler arasında da, Erlik ve Alkarısını tespit ettik. Ayrıca Gokle ilgili iyelerde (Gok, Guneş, Ay, Yıldızlar), Yer ile ilgili iyelerde de (Dağ iyesi, Kaya-Taş iyesi, Yer iyesi, su iyesi, Ağac-Orman iyesi)’ni, Ev; Ocak ve Ağıl iyelerini kişioğlu’nun kendisini ve Ata iyesini tasnifimizde zikrettik. Kam’ın ise, Şaman olmayıp, kişioğlu ile Tanrı arasında iletişimi sağlayan bir vasıta olduğunu savunduk. Bu tebliğimizde, eski Turk inancı olan, Gok Tanrı inancından gunumuze kadar gelen efsunların; doğum, ad verme, evlenme, adak, sacı, bereket torenleri, olum gibi hayatın değişik safhalarından yaptığımız tespitleri tahlil edeceğiz. Bunu yaparken, efsunlamalarda (2) sık rastlanan bir kotu alıp sadece “tu-tu-tu” uzerinde duracağız.

Efsunlarda ana tema, bize gore iyelerdir. Efsunlayarak, kara iyeler mekan tuttukları veya musallat oldukları kişi ve yerlerden uzaklaştırılırlar. Boylece, bu yer tekin olur ve o kişi ve mahal rahatsızlıktan kurtulur. Ak iyelerin cağrılması, mekanın ak iyelerin koruması altına girmesi, demektir. Boylece istenilen, beklenilen sağlık ortamı doğmuş olacaktır. Ak iyeyi, kişioğlu da cağırıp yardım isteyebilir. Kara iyeyi de kovabilir. Ancak kam bu işlemde daha muessirdir. Tanrı ile surekli munasebette bulunma ustunluğune sahip olan kam; iyelere hukmetmede daha yeteneklidir. Nihai kararı veren yani, yapılan dini pratikleri katında gecerli kılan ve kabul eden, Tengri’dir. Ak iyeler aracılığı ile iyiliklerin istenilmesi, yardım talep edilmesi, Tengriye yoneliktir. Kara iyelerden korunmak icin yapılan dua ve yakarmalarda; Kişioğluna yardım eden, yuce yaratıcı olan, Bayat, Oğan ve Bir Tengri’yedir. Tengri, bağışlayıcı ve mukafatlandırıcı olduğu kadar, cezalandırıcı vasfıyla da Turk hayatında gorulur. (3)

METİN:

Hayatın ceşitli safhaları deyince, cocukluk doneminden başlamanın uygun olacağını duşunuyorum. Saklanbac oynayan cocuklardan ebe; kapalı olan gozlerini acmadan ve bakacağı dunyaya yuzunu donmeden evvel, ilkin, sağ tarafına doner ve uc defa (tu-tu-tu) der. Sonra, sol tarafına doner ve (tu-tu-tu) der. Daha sonra “onumdeki, arkamdaki, sağımdaki, solumdaki “sobe” der. Bir nevi “etrafıma haber veriyorum. Sizi gormemden sakının, saklanın, gozlerimi acıp sizi gormeden evvel size duyuruyorum” demektir. Cocuk oyununa donuşerek pratikleşen bu uygulamanın altında, eski bir inancın izleri aranamazdı. Dort yon motifi acaba cocuk oyunlarına mı yansıdı.

Sarıkamış, İğdır ve Kağızman’da daha ziyade Azeri cocuklar arasında ellerde cıkan siğil’den kurtulmanın yollarından birisi de, kurbağa gorunce, “tu siğilim sana” veya “tu-tu-tu siğilim sana diye bağırmaktı. Cocuk inancımıza gore kurbağanın sırtındaki kabarcıklar da siğildiği, boyle yapmakla siğili kurbağaya vereceğimize inandık. A.B.Alptekin’in, Elazığ’ın Ağın ilcesinin Akpınar Mahallesinden tespit ettiği bir efsaneye gore; Hocagiller’den Mehmet Ağa, Medresede başarılı olamayan bir oğrencidir. Surekli, azar işitmektedir. Allah’a “Ya bana fikir ver, ya da canımı al” diye yakarır. Bir gun, ulu bir meşe ağacının altında uyurken, bir ruya gorur. Ak sakallı bir ihtiyar onun ağzına uc defa “tu-tu-tu” yapar ve o andan itibaren Mehmet’in zihni acılır (4) Ulu kişi, Gok Tanrı inancındaki Kam mı, yoksa İslamiyetteki, ermiş kimse midir? Belki de her ikisidir. Şurası muhakkak ki, ruyadaki ulu kişi Hocagiller’in Mehmet’e, ak iyeleri gondererek zihninin acılmasını sağlamıştır. Veya, oradan kara iyeleri kovmuştur. Ceşitli vesilelerle, tekrarlanan “tu-tu-tu”lama muhakkak ve her defasında uc defa tekrarlanmayabilir de. Bazen, “tu-tu” şeklinde de olabilir. Kars’da erkek cocukların kızlara laf atarken “tu-tu, tu-tu bismillah, benim olursun inşallah” dediklerini hatırlıyorum. Erbil’de, Kırmanc ve Turkmenler, ayağı basmayan cocuğu, şifa bulması icin uc cuma gunu, cuma namazından once cami’nin onune gotururler. Cocuğun annesi, cocuğun iki ayağının başparmağını biribirine bağlar. Cami’den cıkacak ilk kişiye cocuğu goturur. O kişi, “tu-tu-tu Bismillah” deyip cocuğun bağlı parmaklarının iplerini keser. Boylece cocuğun ayağına basabileceğine inanılır. (5) Bu uygulama Kars’da cocuğun iki ayağı biribirine bağlanılarak yapılır.

Yazının devamını okumak için buraya tıklayınız.

Kaynak: Yaşar KALAFAT

Reklamlar

About this entry