Öngöt Mezar Külliyesi ve Külliyede Bulunan Damgalar

1. “Öngöt” ve “Öngötler / Öngütler” Hakkında:
Yasayıs ve inanısla kusaktan kusağa aktarılan ve bu süreçte en az değisime uğrayan kalıplasmıs, anlamlı dil ögelerinden biri de yer adlarıdır. Yer adlarının köken, yapı, anlam… açılarından arastırılıp incelenmesi, bu yerleri yurt yapanların tarihleri, kültürleri, yasayıs tarzları, dilleri… hakkında değerli bilgiler verecektir1.
Türk kültür coğrafyasında zamanın derinliklerinden günümüze ulasmayı basarmıs yer adlarından biri de “Öngöt” yer adıdır. Renk anlamına gelen “öng” kavram isareti ile /+ot/2 çokluk ekinden olusan kelime, kaynaklarda “Öngüt”, “Ongut”, “Onggut”, “Ungut” “Öngöt” seklinde geçmektedir. Söz konusu kelime eski Türkçe’nin yazılı kaynaklarında ve Moğolca’da “renk” ve “renk+ler” anlamında kullanılmıstır:

[….kök] öngüg yuguru sü yorıp tünli künli yiti ödüske subsuz keçdim [……Gök] renkli [nehrin yatağı]nı (âdeta) yoğurarak ordu (ile) yürüyüp geceli gündüzlü yedi vakitte susuz (araziyi) geçtim. (Bilge Kağan Güneydoğu)3

Kızıl yüz öngi ongdı boldı sarıg / ajun boldı altun öngi teg arıg – Gök yüzünün al rengi soldu, sarardı; dünyanın her tarafı altın rengini aldı.( Kutadgu Bilig 4959)

ajun kırtısı boldı altun öngi / yası… za¡feran kıldı yakut öngi – Dünya yüzü altın rengine girdi; günes yakut rengini safrana çevirdi. (Kutadgu Bilig 4959) 4

İlk kez “Moğolların Gizli Tarihi” adlı eserde karsılasılasılan5 “Öngüt”, tarihî süreçte /+ot/ çokluk ekinin kökle kalıplasması ve çokluk islevini yitirmesiyle, kabile adı olusturmak üzere /+lAr/ görev elemanını üzerine alarak (Öng+üt+ler seklinde) bir Türk kabilesinin adının isaretlenmesinde de kullanılmıstır.
Çingiz Kağan döneminde Çin seddi yakınlarındaki Sarı ırmak civarında Kin devleti sınırlarında bulunan ve Kin hükümetinin sınır bekçiliğini yapan Öngütler’in Türk olduğunu ilk olarak ortaya atan DEGUĐGNES olmustur. N. A. ARĐSTOV, W. BARTHOLD, HOWORTH, R. GROULES, K. GROENBECH de yaptıkları çalısmalarda DEGUĐGNES ile aynı sonuca ulasmıslardır. Zira Sarı ırmak’ın Ordos çevresinde teskil ettiği kavisin kuzeybatısı üzerinde yer alan Pailingmiao civarındaki Türkçe Öngüt nesturî mezar tasları ve hükümdarları “Alakus-tegin” ile oğulları “Kün-buga”, “Ay-buga” ve “Çölig-buga”nın adları onların Türklüğünü teyit eder niteliktedir6. Konu üzerinde çalısan arastırmacılardan W. EBERHARD ise Öngütler’i Moğollar’dan saymaktadır7. Orta Asya, Volga havzası, Ural dağları, Kırım ve Kafkasya’da yasayan Türkler arasında görülen Öngüt oymakları ve söz konusu bölgelerde karsılasılan “Ongut, Ongıt” gibi köy ve kasaba adları Öngütler’in bir kısımının Moğol istilası sırasında (Moğol ordularıyla) batıya doğru gittiğini göstermektedir.
Öngütler’in Moğolistan coğrafyasında kalanlarının ise (XIV. yüzyılda dahi Türkçe konustuklarına dair bilgiler bulunmasına rağmen), kaynaklardaki bilgilere göre XIII. yüzyıldan itibaren Moğollasmaya basladıkları anlasılmaktadır. Zira Moğolistan coğrafyasında yasayan küçük oymaklardan bir kısmının “Onhut”, “Oniyut” gibi benzer adlar tasıması da bu bilgiyi desteklemektedir8. Tarihi süreçte yer adlarının, dilin en az değisime uğrayan ögelerinden biri olması gerçeği de dikkate alındığında, bugün Moğollar tarafından “Öngöt” olarak adlandırılan ve Moğolca’da “renk/ler” anlamına gelen yer adının daha önce bölgede yasayan ve Türk kabilelerinden biri olan “Öngütler”den günümüze ulasmıs tarihî bir yer adı olduğu söylenebilir.

2. Öngöt Mezar Külliyesi ve Külliyede Yer Alan Damgalar:
Moğolistan Cumhuriyeti sınırları içinde yer alan Türkler’e ait anıt mezar külliyelerinden biri de “Öngöt” mezar külliyesidir. Töv Aymag’a bağlı Altanbulag Sum sınırları içinde yer alan ve Ulaanbaatar’a yaklasık 80 km uzaklıkta olan külliye, (47o 33.210N 105o 50987E, 1141m) Tuul ırmağı’nın kuzeyinde, Öngöt dağı civarında bir düzlükte bulunmaktadır.
Yeri 1891 yılında tespit edilen külliyede, VOYTOV tarafından bir kazı yapılmıs ve elde edilen pek çok arkeolojik buluntu ortaya çıkarılarak yayımlanmıstır9. Ancak 25.7.2007 tarihinde baskanlığını Doç. Dr. Cengiz ALYILMAZ’ın yürüttüğü “Türk Kültüründe Yazı Kavramının Gelisimi” adlı proje çerçevesinde yapılan alan arastırması sırasında Öngöt mezar külliyesinde mezar tasları üzerinde külliye ile ilgili yayınlarda yer almayan, fakat Türk kültür ve uygarlığı açısından son derece önemli bilgiler sunan birtakım damgalar tespit edilmis ve böyle bir çalısmanın yapılması gereği ortaya çıkmıstır. Zira üzerinde barındırdığı damgalar ve eserlerle Saka, Hun, Avar dönemleriyle (Kök)türk dönemini birbirine bağlayan külliye, (Kök)türk dönemi sonrası eserlerine de birçok yönüyle örnek teskil etmektedir.
25.7.2007 tarihi itibarıyla üzerinde bir adet koç, bir adet aslan ve yirmi bes adet de insan heykelini barındıran Öngöt mezar külliyesi 2000 m devam eden balballarıyla, sanduka taslarında yer alan motif ve damgalarıyla hem yapıldığı dönem hem de Türk mezar geleneği hakkında değerli bilgiler sunmaktadır.

Öngöt mezar külliyesinin yapısı, içindeki eserlerin sekil özellikleri, yapım teknikleri, külliyenin I. (Kök)türk Kağanlığı dönemini yansıtmaktadır. Zira külliyeye ait sunak masasının sanduka taslarında bulunan damgalar da bunu açık biçimde desteklemektedir. Türk boylarının “biz” kavramına ulasma, yabancı / öteki kültürlere ve boylara göre kendilerini tanımlama sürecinde gelistirilen damgalar, tasıdıkları bilgiye göre oldukça ekonomik mesaj vasıtalarıdır. Üzerinde yer aldıkları nesneye veya yere göre farklı amaçlarla yapılan damgalar, bulundukları yere göre de farklı mesajlar tasımaktadır. Örneğin: Eski Türk inanç sisteminde Tanrı’ya yakın yerler olarak kabul edilen dağların zirvelerinde, zor ulasılan bölgelerde bulunan kayalara islenen tasvir ve damgalar, genellikle dinî endiselerle yapılırken; ağıl kenarlarına, otlaklara, hayvanlara, esyalara, heykellere, mezarlara… islenen damgalar genellikle diğer aile, boy ve farklı kültürlere “aitlik” adına mesaj vermek üzere yapılmıslardır.10 Türkler’in kullandığı ilk fonetik alfabenin ((Kök)türk alfabesinin) harflerinin de kaynağını11 teskil eden “damgalar” tarihî süreçte: Kabilenin ortak malı olan konak yerleri, yol kavsakları ve otlaklardaki tas, kaya gibi yerlerde; aileye, boya ait hayvanların isaretlenmesinde; kilim, halı, çul, keçe, testi gibi ev esyalarında; evlerin kapı ve duvarlarında; el, yüz, pazu ve göğüse… yapılan döğmelerde; saman davullarında; kurban olarak adanmıs hayvanlarda; sınır taslarında; nazarlık ve ziynet esyalarında; arı kovanı ve ambarlarda; at kosum takımlarında; mühürlerde; tuğ, bayrak, sancak gibi hükümdarlık alametlerinde; otağ, taht ve saraylarda; ticari esyalarda; heykellerde, mezar taslarında… kullanılmıstır.12
Kavramların isaretlenmesi, kalıcılığının sağlanması ve gelecek nesillere aktarılması itibarıyla sosyal ve kültürel açıdan büyük önem tasıyan damgalar, günlük hayatta kullanıldıkları gibi kisiler öldükten sonra mezarlarında da kullanılmıstır:

Moğolistan coğrafyasında yer alan Türk kültür ve uygarlığına ait eserlerin tamamına yakının üzerinde eserin ait olduğu boyu, aileyi gösteren damgalar bulunmaktadır. Ancak, Bömbögör yazıtı ve Öngöt mezar külliyesinde kağana ait damgaların yanı sıra kağana bağlı alt boyları, aileleri temsil eden damglarla da karsılasılmaktadır:

Makalenin devamını okumak için buraya tıklayınız.

KAYNAK: Dr.Osman Mert


About this entry