Güneşin “Sıcaklık” ve Ayın da “Soğukluk” Sembolü Olması

Altay Türklerinde genel olarak güneş sıcağın ve ay da soğuğun sembolü olarak görülür. İnsanların, gündüzleri sıcaktan yanarken; geceleri de soğuktan üşümeleri, bu inanışın doğmasına yol açan en önemli sebeplerinden biri olsa gerekti. Aşağıya özetini çıkardığımız efsane, Altay dağlarının kuzeyinde yaşayan Teleüt Türkleri tarafından anlatılmıştır:

“Yeryüzünde yaşarmış büyük güçlü bir hakan,

Güzel bir kızı varmış, bayılırmı her bakan.

Hakan demiş: “Kızıma, lâyıktır ayla güneş,

İnsanoğlu neyime, nasıl olsun ona eş!

Almış kızını koymuş, küçük bir çöpten eve,

Ayla güneşi tutmuş, indirmiş gökten yere,

Ayın sabrı kesilmiş, az bakmış pencereden,

Yemekler buz kesilmiş, fırlamış tencereden.

Han’ın sözüne kanan, güneş kapıdan bakmış,

Gökyüzüne uzanan, alevler evi yakmış.

Hakan demiş: “Güneş ay, insanların neyine

Kendini bir insan say dön kızım sen evine!”

“Güneşin yaratılışını”anlatan ikinci Altay efsanesinde de Budist tesirleri görebiliyoruz. Esasen Hindulara göre de ay erkek ve güneş de dişi idi. bu efsane de öncekini tamamlamaktadır. Anlatışta Budist tesirlerin açık olarak görülmesine rağmen hikâye, Altaylıların inanç ve üslûpları ile erimiş ve yerli bir mitoloji haline gelmiştir:

Bay Tanrı Oçirvani bir gün bir ateş bulmuş,

Ateşi kılıcının, hemen ucuna koymuş.

Bu ateşi çevirmiş, kılıcının ucunda,

Güneş hemen belirmiş ta göklerin burcunda.

Soğuk sulara kızan, Tanrı kılıcı vurmuş,

Ay gibi topraklaşan, sular gökte ay olmuş.

KAYNAK: Bahaeddin ÖGEL

Reklamlar

About this entry