Ay Dede ile Öksüz Kız Efsanesi

İnsanoğlu parlak gecelerde aya bakmış ve aydaki lekeler üzerinde uzun uzun düşünmüştü. Bu lekeler üzerinde hayal kuran insanlar, ayrıca onlar için şiirler yazmış ve efsaneler de düzmüşlerdi. Bugün Avrupa’daki masallar bile, ayda bir sırığın ucuna iki tane kova takmış bir kızın, yürüyüp durduğunu anlatır dururlar. Ortaasya’daki efsaneler de, ay da sırıkla su taşıyan iki kovalı bir kızın yürüdüğünden söz açarlar. Bu inanışın Avrupa’dan mı, Ortaasya ve Sibirya ya; yoksa Sibirya’dan mı, Avrupa’ya gittiğini, şimdiden kestirmek çok güçtür. Yalnız bir gerçek varsa, o da Sibirya’nın buzlu ve karanlık Tundralarından, doğuda Bering boğazına ve hatta Amerika kıtasının kuzeyindeki Alaska yerlilerine kadar, bu inanışın yayılmış olduğudur. Ne olursa olsun, bu içli ve güzel masalın, Kuzey Sibirya’daki Yakut Türklerinde söylenen iki değişik anlatılışını, burada özetlemeden geçemeyeceğiz.

Annesiz bir kız varmış, su taşırmış sırıkla,

Geceleri ağlarmış, soğuktan hıçkırıkla:

Ey güzel ay, ey kutsal, ne olursun beni al!

Buraya gel suya dal, eş yap beni göğe Sal!

Dermiş kız haykırırmış, hep aya yalvarırmış,

İmdada çağırırmış, sesi göğe varırmış.

Çok soğuk bir geceymiş kız yine suya gitmiş,

Ay da gece gökteymiş, kız için yere inmiş.

Ay hemen kızı almış, ta evine götürmüş,

Ay her dolun oldukça bu kız ay da görünmüş.

Yakut Türklerinde anlatılan diğer değişik masalda, ayrıca bir de“Üvey anne”motifi ilave edilmiştir. Birinci masalda güneş yokken; burada ayın rakibi olarak ortaya çıkmaktadır:

Annesiz bir kız varmış, sırıkla su taşırmış,

Üvey anne yüzünden, kız sabrını taşırmış.

Kadın alayla dermiş, kız biraz geç kalınca:

Büyük adam olursun, ay gün seni alınca!

Kız gece suya gitmiş, dua etmiş gönlünce,

Ay hemen yere inmiş, kızı yerde görünce.

Kız saklanmış korkuyla, bir fundanın dibine,

Almış kızı fundayla, Ay götürmüş evine.

KAYNAK: Bahaeddin ÖGEL


About this entry