“Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu…”

Köl Tigin bengü taşı, Türk edebiyatının san’atkârane üslûpla yazılmış ilk eseridir. Muharrem Ergin’in belirttiği “yalın ve keskin üslûp, hükümdarâne eda ve ihtişamlı hitap tarzı” anıtta hemen kendini hissettir­mektedir. “Teŋri teg teŋride bolmış Türk Bilge Kagan ” diye başlayan ilk satırdan itibaren âdeta göklerden gelen muhteşem bir sesleniş asırları delip geçerek ruhumuzu titretir. “Üze kök teŋri asra yagız yir kılındukda ikin ara kişi oglı kılınmış ” cümlesiyle başlayan satırları okuyunca semavî bir yücelik benliğimizi sarar. Köl Tigin’in ölümü üzerine Bilge Kağan’ın söyledikleri ise trajik bir çığlıktır. “Görür gözüm görmez gibi, bilir aklım bilmez gibi oldu… Gözden yaş gelse önleyerek, gönülden feryat gelse bastırarak düşün­ceye

daldım… İki şad ve kardeşlerimin, oğullarım, beylerim ve milletimin gözü kaşı perişan olacak diye düşündüm” ifadeleri, lirik ve trajik unsurların iç içe girdiği şaheser bir üslûbu yansıtmaktadır. Bilge Kağan, Türk milleti için olduğu kadar kendisi için de çok büyük bir mana ve değer ifade eden kahraman kardeşi Köl Tigin’in ölümü üzerine gözünden yaşlar dökmek, haykırıp feryat etmek istemekte; fakat işgal ettiği kağanlık mevkii, bütün yakınlarının, beylerinin ve milletinin üzerindeki sorumluluğu buna mani olmaktadır.Böyle bir trajik hâlin birkaç kelime içinde bu kadar veciz şekilde anlatılması, edebiyatımızın ilk yazılı örnekleri için çok yüksek bir edebî değer ifade eder.

KAYNAK: Prof.Dr.Ahmet B.ERCİLASUN – Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi


About this entry