Türk Dilinin Tarihsel Dönemleri 5

Yeni Türkçe dönemi (16. yy ve sonrası)

Modern Türk yazı dilleri döneminin bir önceki safhasını oluşturan Yeni Türkçe dönemi 16. yüzyıldan itibaren Türk dili alanında mahallî dil özelliklerinin mevcut yazı diline girmeye başladığı dönemdir. Bir anlamda bu yeni dönem, Modern Türk yazı dillerinin şekillenmeden önceki hazırlık devresini oluşturmaktadır.

Tarih boyunca geniş bir siyasî coğrafya içinde yer alan Türklüğün, ayrı ayrı siyasî teşekküllerde bulunmakla birlikte, müşterek bir edebî dilde buluştuğunu ve 15. yüzyılın ilk yarısından itibaren İslâmî Türk muhitinde iki edebî dil/yazı dilinin mevcut olduğunu biliyoruz. Balkanları, Anadolu’yu ve Azerbaycan’ı içine alan ve Oğuz temelinde şekillenen Batı Türk yazı dili ile Uygur-Karluk ağzı temelinde şekillenen İdil-Ural ve Orta Asya sahasını içine alan Doğu Türk yazı dilidir.

Her iki yazı dilinin sınırları çeşitli sosyal, siyasî ve coğrafî hareketlenmelerle birbirine yer yer geçmiş, aralarındaki organik bağı korumuş, ayrıca bulunduğu coğrafya içinde etnik unsurlarının da yazı diline dahil edilmesiyle yazı dili gelişim süreçleri tamamlanmıştır.

Osmanlıcanın temsil ettiği Hem Batı Türk yazı dili alanında hem de Çağataycanın temsil ettiği Doğu Türk yazı dili alanında Türkçenin yerel konuşma ağızlarının yazı dillerini etkilemesiyle, Genel Türk dillerinde yeni varyasyonlar oluşmaya başlamış, 20. yüzyıldaki Modern Türk yazı dillerinin temelleri bu dönemde atılmaya başlanmıştır.

Modern Türk dili dönemi (20.yy-)

Modern Türk Dili alanı daha öncede söylediğimiz gibi Balkanlardan Büyük Okyanusa, Kuzey Buz Denizinden Tibet’e kadar uzanan çok geniş bir alandır.

Türk dilinin tarihsel gelişim süreci içinde bir takım iç ve dış faktörlerle çeşitli kollara, diyalektlere ayrıldığını daha önce ifade etmiştik.

Bugün Türk lehçelerinin büyük bir kısmı devlet dili, yazı dili, edebî dil, edebiyat dili, vb.  statüsünde kullanılmaktadır: Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan Cumhuriyetleri; Rusya Federasyonu içinde Tataristan, Başkurdistan, Çuvaş, Kabartay-Balkar, Karaçay-Çerkes, Dağıstan, Tuva, Saha (Yakut), Altay, Hakas Cumhuriyetlerinde, bu cumhuriyetlerin adıyla aynı adı taşıyan Türk lehçeleri bu sayılan cumhuriyet, bağımsız cumhuriyet ve/veya muhtar cumhuriyetlerde belirtilen statüye sahiptir. Çin Halk Cumhuriyetinde Şincan Uygur Özerk bölgesinde yaşayan Uygur Türklerinin kendi yazı dillerini kullanmaktadırlar[1].

Bugünkü modern Türk dili alanını coğrafi ve lingusitik esaslarda 6 gruba ayırarak size kısaca bahsetmek istiyorum:

1. Güney-Batı Türk ~ Oğuz Türk Lehçeleri

2. Güney-Doğu ~ Uygur ~ Karluk Lehçeleri

3. Kuzey-Batı ~ Kıpçak Türk Lehçeleri

4. Kuzey-Doğu ~ Sibirya Türk Lehçeleri

5. Çuvaşça

6. Halaçça

GÜNEY-BATI TÜRK LEHÇELERİ (OĞUZ)

  1. Türkiye Türkçesi

  2. Azerice

  3. Gagauzca

  4. Türkmence

  5. Horasanca

Yukarıdaki beş lehçeyi Oğuz grubu Türk lehçeleri olarak kabul ediyoruz. Bu lehçeler içinde Horasancanın yazı dili yoktur. Diğer Türk lehçeleri birer yazı dilidir. Türkçe, Azerice ve Gagauzca birbirine çok yakın Türkçelerdir. Türkmence Oğuz grubu içinde özellikli bir yere sahiptir ve  Oğuz coğrafyasının en doğusunda yer alır ve dolayısıyla Doğu Türkçesine yakın ve temas hâlindedir.

Oğuz grubu içinde konuşur sayısı ve konuşurlarının dağılımlı coğrafyası bakımından en büyük grup Türkiye Türkleridir. Türkiye Türkçesi, Türkiye’de, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Balkan Ülkeleri, Yunanistan, Bulgaristan, Eski Yugoslavya topraklarında, Makedonya ve Romanya’da, Batı Avrupa ülkeleri ile Avusturalya kıtasında konuşulmaktadır. Türkiye’de 1928 yılında harf devrimi ile Latin yazısı kabul edilmiştir. Türk yazı dili İstanbul ağzı temelinde şekillenmiştir. Türkiye Türkçesi Anadolu ve Rumeli ağızları olmak üzere zengin bir alt diyalekt alanına sahiptir.

Gagauz Türkçesi Oğuz grubunun en küçük kolunu oluşturur. Oğuzcanın en batıda kalan bu kolunu konuşanların büyük bir kısmı bugün Moldova cumhuriyetinin güneyinde ve Ukrayna’nın güneybatısında yaşarlar. Ayrıca Bulgaristan ve Dobruca’da ve Kafkaslarda da yaşayan Gagauz toplulukları vardır. Gagauzlar Hristiyan Türklerdendir. 20 Ağustos 1990’da Moldova’da Gagauz yeri adlı özerk bir devlet kurmuşlardır. Devletlerinin resmî konuşma dilleri, Gagauzca, Romence ve Rusçadır. Gagauz Türkçesi aslında dilbilimsel açıdan baktığımızda Türkiye Türkçesinin bir ağzıdır. 1957’de Sovyetler birliği içinde yazı dili olarak resmî statüsünü kazanmıştır, 1996’ya kadar kiril harfleriyle yazılmıştır. Bugün Slavcanın yoğun etkisi altındadır. Özellikle Gaguzcanın sözdiziminde bu Slav etkisi dikkati çeker.

Gagauzcadan sonra Türkiye Türkçesine en yakın Türkçe; Azerbaycan Türkçesi, Azerbaycan cumhuriyeti, Ermenistan’da, Gürcistan ve en kalabalık olarak İran’da konuşulmaktadır (Tebriz ağzı, Kaşkay-Eynallu ağızları). Irak’ta konuşulan Kerkük Türkçesi de Azerbaycan Türkçesinin bir ağzı olarak kabul edilmelidir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Rus işgaliyle ikiye bölünen Azerbaycan’ın tarihinde Türkmençay antlaşması (1828) ile yeni bir dönem başlamıştır. Kuzey Azerbaycan Rus hakimiyetine girerken, Güney Azerbaycan’da İran hakimiyeti altına girmiş, dolayısıyla Azerbaycan Türklüğü iki farklı fikrî ve kültürel, dini çevrede yaşamıştır. İslamın Şia geleneğine bağlı Güney Azerbaycanlılar bölgenin Lingua Franca’sı olan Farsçanın kuvvetli tesiri altında, İran kültürüyle içiçe yaşamaktadırlar.

Türkmen Türkçesi öncelikle yoğunlukla Türkmenistan cumhuriyetinde, İran ve Afganistan’da konuşulmaktadır. Türkmen Türkçesinin bir ağzı olan Türühmen Kafkasya’da, Stavropol’dan Astrahan’a kadar olan yörelerde konuşuluyor. Oğuz grubu içinde eski Oğuz Türkçesinin özelliklerini en iyi korumuş olan lehçe ise Türkmencedir. Türkmenler köken olarak Oğuz boylarına dayanırlar. 11. yüzyıl Türk kaynaklarından itibaren Türkmen etnonimine kaynaklarda rastlanmaktadır. 1917’den itibaren Sovyetler Birliği içinde yer alan Türkmenistan, 1991’de birliğin dağılmasıyla 27 Ekim 1991’de bağımsızlığını kazanmıştır. Başkenti Aşgabat olan Türkmenistan bugün bağımsız Türk cumhuriyetlerinden biridir. Azeriler gibi Türkmenler de bugün Latin yazısını kullanmaktadırlar. Türkmenler 1996’dan itibaren Latin yazısını kullanmaktadırlar. Türkmen Türkçesi, Türkçenin ses tarihi araştırmaları için son derece önemlidir. Ana Türkçenin aslî uzun ünlülerini Yakut ve Halaç lehçeleriyle birlikte sistemli olarak koruyan bir Türk lehçesidir.

Oğuz dünyasının doğu kolunda yer alan Horosan Türkçesi, İran’ın kuzey-doğusunda, Horosan bölgesinde konuşulur. Yakın zamana kadar bu Türk lehçesi ile ilgili fazla bir şey bilinmemekteydi. Bu lehçenin Türkmencenin bir ağzı olduğu düşünülüyordu. Ancak Alman Türkolog G. Doerfer’in alanda yaptığı önemli çalışmalarla (1969) Horosan Türkçesinin de Oğuz grubu içinde diğer lehçeler gibi eş değerde özelliklere sahip bir dil olduğu ortaya konmuştur. Horosan Türkçesi Türkmenceye benzemekle birlikte birçok özellikleriyle ondan ayrılır.

Oğuz lehçelerinin konuşulduğu coğrafyayı ve tahmini konuşur sayılarını şu şekilde verebiliriz[2]:

Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız.

 KUZEY-BATI ~ KIPÇAK TÜRK LEHÇELERİ

  1. Tatarca

  2. Başkurtça

  3. Kırgızca

  4. Kazakça

  5. Karakalpakça

  6. Nogayca

  7. Karaçay-Balkarca

  8. Kumukça

  9. Karayimce

  10. Kırım Tatarcası

Çağdaş Türk dünyası içinde en kalabalık grup Kıpçak grubudur. Kıpçak Türkleri, coğrafî, kültürel ve sosyal açıdan birçok müşterek unsuru bir arada bulundururlar. Bu Türk boylarının birçoğu aynı kavimden teşekkül etmiştir. Yine bütün bu boyların Kıpçak boyları olarak değerlendirilmesinde coğrafya, tarih ve dil birliğinin mühim rolü olmuştur. Bu saydığımız Kıpçak boylarının bir kısmı tarihte müstakil bir kavim adı, etnonim olarak geçmektedir (Tatar, Kırgız gibi). Bunun yanında asıl Kıpçak Türk kavminin bünyesinden çıkıp zamanla ayrı boy olarak meydana çıkmış Kıpçak Türk boyları da vardır.

Modern Türk dili alanında oldukça geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Kıpçak lehçelerini coğrafî esasta üçe ayırabiliriz: İdil-Ural bölgesinde konuşulan lehçeler, Aral-Hazar gölleri arasında konuşulanlar ve Hazar ve Karadeniz arasında (Kafkaslarda) konuşulan lehçeler.

İdil-Ural grubu içinde Tatar Türkçesi, en büyük sayıda Tataristan’da, sonra Başkurdistan, Bulgaristan, Kazakistan, Romanya, Çin, Türkiye, Finlandiya, Ukrayna, Kırgızistan, Azerbaycan, ABD, Tacikistan ve bazı Avrupa ülkelerinde, oldukça geniş bir coğrafyada konuşulmaktadır. Rusya dışında kalan Tatarlar oldukça geniş bir alana yayılmış ve büyük bir diaspora oluşturmuşlardır.

Tatarların bir kısmı 18. ve 19. yüzyıllarda İdil-Ural bölgesinden Batı Sibirya’ya göç etmişlerdir. Batı Sibirya ağızları, İrtiş vadisinde, Tobolsk, Tümen, Tomsk ve Barabada konuşulur. Bölgedeki Rusçanın etkisiyle Batı Sibirya lehçeleri üzerindeki Tatarca etkisi azalmıştır.

İdil-Ural coğrafyası içinde Tatarlarla komşu olan Başkurtlar vardır. Tatarcaya çok yakın olan Başkurt Türkçesi, büyük çoğunlukla Başkurdistan’da konuşulur. Tatarlar için saydığımız oblastların bir bölümünde de yine Başkurtça konuşulduğu bilinmektedir. Tatarca ve Başkurtça, Kıpçak grubu içinde gösterdikleri dil özellikleri bakımından müstakil bir grup oluştururlar. Tataristan ve Başkurdistan bugün Rusya Federasyonuna bağlı otonom cumhuriyetlerdir.

Aral-Hazar gölleri arasında konuşulan Kıpçak Türk lehçelerinden Kazak Türkçesi, Kazakistan’da, Afganistan’da, Çin’de, Moğolistan’da, Türkmenistan’da, Özbekistan’da konuşulmaktadır. 26 Ağustos 1920’de SSCB’ye bağlı olarak kurulan Kazakistan, birliğin dağılmasından sonra, 14 Aralık 1991’de bağımsız Türk cumhuriyetlerden biri oldu.

Kazakçaya çok yakın olan bu yüzden de Kazakçanın bir diyalekti sayılması gereken Karakalpak Türkçesi, Sovyet devriminden sonra yazı dili olmuştur. Bugün çoğunlukla Özbekistan’a bağlı Karakalpak Muhtar cumhuriyetinde ve Kazakistan’da konuşulur.

Kıpçak grubu içinde dil özellikleri bakımından Kazak ve Karakalpak Türkçeleriyle benzer özellikleri taşıyan Nogay Türkçesi, Aral-Hazar dışında, Kafkasya bölgesinde konuşulmaktadır. Bugün Nogayca Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, özellikle Stavropol vilayetinde, Dağıstan cumhuriyetinin çeşitli bölgelerinde konuşulmaktadır. Ayrıca Romanya’da ve Türkiye’de de küçük bir Nogay topluluğu bulunmaktadır.

Aral-Hazar coğrafyasında konuşulan bir başka Kıpçak Türk lehçesi de Kırgızcadır.  Kırgızistan’da, Özbekistan’da, Tacikistan’da, Çin’de konuşulmaktadır. Kırgızlar adları Orhun yazıtlarında sık geçen eski Türk boylarından biridir. 31 Ağustos 1991’de bağımsız Türk cumhuriyetlerinden biri olmuştur. Kırgızca dil özellikleri bakımından Kıpçak grubu içinde müstakil bir yerdedir. 16. yüzyıla kadar Altaylarda yaşayan Kırgızlar, bu yüzyıldan sonra bugün yaşadıkları yerlere, Issık göl civarına gelmişlerdir. Kırgızcanın Kuzey-Doğu grubundan Altayca ile yakın benzerlikleri vardır. Kırgızcanın en önemli özelliği, kuvvetli dudak çekimine bağlı (labial attraction) yuvarlaklaşmadır. Aynı özelliği Altaycada da görmek mümkündür.

Karadeniz-Hazar alanında (Kafkasya) konuşulan Kumuk Türkçesi, Dağıstan Muhtar cumhuriyeti sınırları içinde (başkent Mahaçkale) konuşulur. Kumukça Sovyet devriminden sonra yazı dili olmuştur. Azerilerden sonra Kafkasya’da yaşayan en kalabalık Türk topluluğu Kumuklardır. Bir Kıpçak lehçesi olan Kumukçada Oğuzcanın tesirleri vardır. Yine Kafkasya’da konuşulan bir başka Türk lehçesi de Karaçay ve Balkar Türkçesidir. Karaçay Türkçesi, Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, Kuban nehri yakınlarında, Balkar-Kabartay cumhuriyetinde konuşulur. Bu iki boy kaynaklarda ayrı zikredilmekle birlikte dil, tarih ve kültür bakımından bir bütünlük gösterir ve birlikte değerlendirilmesi gerekir. Rusya dışında Türkiye’ye göç eden Karaçaylılar da vardır. Karaçayca-Balkarca Sovyet devriminden sonra yazı dili olmuştur.

Kıpçak grubu içinde yer alan bir başka Türkçe Kırım-Tatar Türkçesidir. Kırım Tatarcası Kırım’da yaşayan Kıpçak kökenli (Tatar, Nogay) Tatarların diline verilen addır. Kırım Tatarcası aynı zamanda Kırımçak adı verilen Kırım Yahudilerinin de dilidir. Romanya’da Köstencenin kuzeyinde konuşulan Dobruca Nogaycası ile aynı kentin güneyinde konuşulan Dobruca Tatarcası da Kırım Tatarcasının ağızlarıdır. 2. Dünya savaşı sonlarına kadar Kırım’da 200.000 kadar Tatar yaşıyordu. Savaş sonrasında bazı politik nedenlerle bütün Kırım Tatarları Özbekistan’a sürgün edildiler ve uzun yıllar orada yaşadılar. Bir kısmı Türkiye’ye göç etti. Kırım Tatarlarının anayurtlarına, Kırım’a dönmelerine ancak son yıllarda izin verilmiştir. Ve halen Kırımlıların vatanlarına dönme süreçleri devam etmektedir. Kırım Tatarcası diyalekt açısından karma bir özellik gösterir. Kuzey diyalekti Nogaycanın tesirindedir. Orta diyalekti Tatarcadır. Güney diyalekti ise geçmişteki Osmanlı Türkçesi tesiriyle bugünkü Türkçe gibidir. Literatürde bu Kırım Osmanlıcası olarak da adlandırılır. Kırım bugün Ukrayna’ya bağlı otonom bir cumhuriyettir.

Kıpçak grubunun en batısında konuşulan lehçelerinden biri de Karayimcedir. (Karay, im çoğuldur) Bunlar Musevî Türklerdir. Köken bakımından yine Musevi olan Hazar Türklerine bağlanırlar. Litvanya’da, Batı Ukraynada, Kırım’da, Polonya’da konuşulur. Bugün Karayim Türkçesi dil ölümü, dil kaybı tehlikesi ile karşı karşıya kalan Türk lehçelerinden biridir. Konuşur sayıları gittikçe azalan ve yok olmaya yüz tutmuş Türk lehçelerinden biridir. Karaylar dillerini 1930’lu yıllara kadar İbrani, Latin ve Kiril alfabeleri ile yazmışlar. Karayimlere ait eski pekçok dini elyazması metin, doğal olarak İbranî yazısıyla yazılmıştır.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız.

GÜNEY-DOĞU ~ UYGUR ~ KARLUK LEHÇELERİ

  1. Özbekçe

  2. Uygurca

  3. Sarı Uygurca

  4. Salarca

Bu gruba giren bu dört Türk lehçesinden özellikle Özbek Türkçesi ile Yeni Uygur Türkçesi doğrudan Çağatay Türkçesinin modern alandaki temsilcileridir. Özbek Türkçesi bugün büyük çoğunlukla Özbekistan’da, Kazakistan’ın güneyinde, Kuzey Afganistan’da, Tacikistan’da, Türkmenistan’da ve Çin’de konuşulmaktadır. Modern Özbek Türkçesi Çağataycanın devamıdır. Çağatay yazı dilinde Özbekçe unsurlar, özellikle Çağataycanın son döneminde, Şeybani Hanlar döneminde, 18. yüzyıldan başlayarak gözükmeye başlamıştır. 27 Ekim 1924’te SSCB içinde kurulan Özbekistan, 9 Eylül 1991’de bağımsızlığına kavuşmuştur.

Bu gruba giren ikinci büyük Türk topluluğu Uygurlardır. Uygurlar bugün Çin Halk Cumhuriyet’ine bağlı Şincan Özerk Bölgesinde yaşamaktadırlar. Çin’in dışında Kazakistan, Moğolistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’da da Uygurlar yaşamaktadır. Uygurlar, Türk kültürünün en parlak devrini yaşatan Eski Uygur Türklerinin torunlarıdır. Uygurca ile Özbekçe birbirine oldukça yakındır. Uygurca da Özbekçe gibi Çağataycanın bir devamıdır.

Çin sınırları içinde konuşulan, Güney-Doğu Türk lehçeleri grubuna dahil ettiğimiz bir başka Türk lehçesi Sarı Uygurcadır. Sarı Uygurlar Çin’in Gansu eyaletinde yaşarlar. Dil özellikleri bakımından, Kuzey-Doğu Türk lehçelerinden olan Hakasçayla, Şorcayla  uygunlaşır. Bugün Türk dünyasında dil kaybı, dil ölümüyle karşı karşıya kalan Türk topluluklarından biridir. Gün geçtikçe pekçok iç ve dış etkenden dolayı Sarı Uygurlar arasında ana dil kaybı artmaktadır. Sarı Uygurların bir kısmı Moğollaşmış olup Moğolca konuşurlar ve kendilerine “Şira Yugur” diye adlandırırlar. Türkçe konuşan Sarı Uygurlar kendilerini Hara Yugur olarak adlandırırlar. Sarı Uygurların yazı dilleri yoktur. Bugün Sarı Uygurca, Çincenin, Moğolcanın ve Tibetçenin tesiri altındadır. Eski Türkçenin arkaik bazı özelliklerini taşıdığı için Sarı Uygurca, Türk dil tarihi çalışmaları içinde özel bir yere sahiptir. Eski Türk Şamanist inancı devam ettirenler yanında Sarı Uygurların büyük çoğunluğu Buddhist-Lamayisttir.

Güneydoğu ve Güneybatı gruplarının arasında bir geçiş özelliği gösteren Salar Türklerinin dili de bu gruba dâhildir. Salarlar, Çungua-Salar Muhtar vilayetinde, Şincan’da, Gansunun çeşitli yerlerinde konuşulur. Kendilerine ait bir yazı dilleri yoktur. Salarca Oğuzca ile Kıpçakçaya has özellikleri bir arada bulunduran bir geçiş Türkçesidir. Müslüman olan Salarlar bugün yaşadıkları bölgelere 14. yüzyılda Semerkant’tan göç ederek gelmişlerdir. Bugün Yeni Uygurcanın temel fonetik özellikleriyle çevrili durumdadır.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız.

KUZEY-DOĞU ~ SİBİRYA TÜRK LEHÇELERİ

  1. Yakutça (Sahaca)

  2. Tuvaca

  3. Hakasça

  4. Altayca

Yakutlar Türk dünyasının en kuzey-doğu ucunda Rusya Federasyonuna bağlı Yakut Özerk cumhuriyetinde yaşar. Kendi cumhuriyetleri dışında Rusya’nın Magadan bölgesi ile Sahalin adasında da yaşayan küçük Yakut toplulukları vardır. Yakutlar kendilerini Saha (< yaka) olarak adlandırırlar. Yakut ismi onlara yabancı literatürde verilen isimdir. 19. yüzyılların başlarına kadar Yakutçanın Türkçe olmadığı araştırmacılar arasında genel kabul gören bir görüştü. Ancak 19. yüzyıl sonlarında bilim adamları tarafından sahada yapılan dil araştırmalarıyla Yakutçanın Türk dilinin üst lehçelerinden biri olduğu gerçeğini ortaya konmuştur.  Yakutça birçok arkaik özelliği ile Türk dilleri içinde önemli bir yer tutar. Türk dili tarihi araştırmaları içinde de önemli bir yeri vardır. Yakutistan’dan daha uzak bir bölgede, Taymır yarımadasında konuşulan, Yakutçanın ağzı olan Dolgan diyalekti Yakutçadan daha arkaik özellikler taşımaktadır. Yakutça Türk dilleri içinde en çok Tuvacaya yakındır.Ancak bununla birlikte iki lehçe arasındaki anlaşabilirlik ölçüsü fazla değildir.  Genel Türk dilinin gelişim sürecinden oldukça erken ayrıldığı, coğrafî bakımdan genel Türk dünyasından ayrı düştüğü için bugünkü Türk lehçelerine oldukça uzaktır. Moğol ve Fin-Ugor dilleriyle olan münasebetinden dolayı dilde yabancılaşma oranı da oldukça yüksektir. Yakutlar resmi olarak Hristiyansalar da eski dinleri olan Şamanizmi aralarında yaşatmaktadırlar.

Tuva Türkçesi, başlıca Rusya Federasyonuna bağlı Tuva otonom cumhuriyetinde (Başkent Kızıl), konuşulur. Ayrıca Moğolistan Halk cumhuriyetinde, Buryat Özerk cumhuriyetinde ve Çin’in Şincan eyaletinde küçük Tuva toplulukları vardır. Tuvalar kendilerine Tıva kiji ya da Tıvalar olarak adlandırırlar. Bilimsel literatürde Uryanhay, Soyot veya Soyon olarak da geçerler. Tuva adı, tarihteki T’opa adıyla ilişkili olmalıdır. Doğu Hun federasyonuna bağlı olan T’opalar Kuzey Çin’de 200 yıl süren T’opa-Wei devletini kurmuşlardır (4-6.yy). Tuvaların Tibet Budizmi (Lamaizm) ile Şamanizm karışığı bir dinleri vardır. Tuvaca da Eski Türkçenin arkaik özelliklerini taşıyan özellikli bir Türk lehçesidir. Tuvacanın ağzı Karagas (Tofa) diyalekti de özellikli bir lehçedir.

Hakas Türkçesi ve ağızları Rusya Federasyonuna bağlı Hakas Otonom Cumhuriyetinde (başkent Abakan), Yenisey, Abakan ve Çulım ırmaklarının orta mecrasında yaşayan halklarca konuşulur. Hakasçanın bir ağzı olan Şor Türkçesi Kemerova eyaletinde konuşulur. Hakasça konuşan Türklerin asıl çoğunluğunu Sagay-Beltir ve Kaç-Koybal-Kızıl ve Şor grupları oluşturur. Hakas yazı dili bu konuşulan bölgelerde 1944 yılına kadar bir yazı dili olan Şorcanın yerini almıştır.

Bugün Çin’in Mançurya bölgesinde Harbin’e yakın bir bölgede yaşayan Fu-yü Kırgızlarının dili de Hakasçaya yakındır. Bu lehçe Türkoloji çevresinde gözden kaçmış, üzerinde fazla araştırma yapılmamış bir Türk lehçesidir. Az sayıda konuşuru kalmış Türkçelerden biridir.

Kuzey-Doğu Sibirya Türk grubuna giren bir başka Türk lehçesi de Altay Türkçesidir. Altayca Rusya Federasyonuna bağlı Dağlık Altay cumhuriyetinde konuşulur. Altaycanın güney ağızları Oyrot, Telengit, Teleüt ve kuzey ağızları Tuba, Kumandı, Çalkandı’dır. Altayca Sovyet döneminde 1922’de yazı dili olmuştur. Altayca 1948’e kadar Oyrotça olarak adlandırılmıştır.

Görseli büyütmek için üzerine tıklayınız.

 

[1] Bkz. http://www.humanity.ankara.edu.tr/turklehceleri/hakkimizda.htm

[2] Türk lehçelerini konuşanların nüfusla ilgili bilgileri H. Boeschoten “The Speaker of Turkic Languages”, The Turkic Languages, Lars Johanson/Eva Csato, 1998, s. 1-5)’e dayanılarak verilmiştir.

KAYNAK: Prof.Dr.A.Melek ÖZYETGİN

Reklamlar

About this entry