Türk Dilinin Tarihsel Dönemleri 1

TÜRK DİLİNİN TARİHSEL DÖNEMLERİ

1)Altay Dil Birliği Dönemi

2)İlk Türkçe Dönemi-Çuvaş-Türk Dil Birliği Dönemi (Pre-Turkic)

3)Ana Türkçe Dönemi (Proto-Türkçe)

4)Eski Türkçe Dönemi (6.-10.yy)

5)Orta Türkçe Dönemi (11.-16. yy)

6)Yeni Türkçe (Yeni Yazı Dilleri) Dönemi (16.yy ve sonrası)

7)Modern Türkçe dönemi  (20. yy ve sonrası)

Dillerin tarihsel gelişim süreçlerini ayıran kesin çizgiler yoktur. Dillerin gelişim süreçlerinin dilbilimsel ölçütlerle belirlenmesi gerekir. Ancak çoğu zaman yazı dili olmayan tarihî dillerle, lehçe ve ağızlarla ilgili yeterli filolojik malzemenin bulunamayışı, dilsel süreçlerin tarihsel, siyasî, sosyal ve politik olgular aracılığıyla belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Türk dili tarihinin ana kesitlerini oluşturan Türk yazı dilleri, lehçeleri ve ağızlarındaki sayısız dallanmalarına karşılık sınırlı sayıdadır.

Çoğu tarihî Türk yazı dili alanıyla ilgili elimizde oldukça sınırlı bir dil malzemesi vardır. Dolayısıyla Türkçenin tarihsel dönemlerinin tespit edilmesinde, tarihî dönemler arasındaki geçiş ve dallanma proseslerinin, ilişkilerinin belirlenmesinde bu sınırlı dil malzemesi çoğu zaman yetersiz kalmış, bunun yanında başka tarihsel, siyasî ve sosyal olgular, tarihsel dil süreçlerinin belirlenmesinde ölçüt olarak kullanılmıştır (Demir-Yılmaz 2003: 63).

Bugün Türkçenin tarihsel dönemlere ayrılması meselesi aslında tam olarak çözümlenmiş değildir. Ana hatlarıyla ortaya konulan tasnif kabul edilmekle birlikte, tarihsel dönemler arasındaki geçiş ve organik bağlar, tarihlendirme meselesi bugün Türkolojinin hâlâ araştırılan ve tartışılan konularındandır.

Kuramsal Altay dilinden ilk olarak Japoncanın, ardından Korecenin ayrıldığı düşünülmektedir. Japonca ve Korecenin ayrılmasından sonra Türk-Moğol dilbirliği denen ikinci bir aşama söz konusudur. Öte taraftan aynı şekilde Türkçenin Altay dil birliğinden ayrıldığı devir, Türkçenin tarihî devirleri içinde ilk Türkçe devri olarak adlandırılır. Yine hipotetik şekillere dayalı bu döneme ait sınırlı bilgimiz vardır. İlk Türkçe (Pre-Turkic) döneminin başlangıcı kesin olarak bilinmemekle birlikte; Milattan önce birkaç bin yıllık dönemi kapsadığı tahmin edilmekte ve Milat sıralarında sona erdiği düşünülmektedir. İlk Türkçe dönemi Türkçenin Ana Altaycadan ayrıldıktan sonraki ilk dönemi kabul edilebilir. Bu döneme Çuvaş-Türk dilbirliği dönemi adı da verilmektedir. 

Milat sıralarında başladığı kabul edilen Ana Türkçe (veya Proto-Türkçe) dönemi ise Hun çağı ile ilişkilendirilmektedir. Proto-Türkçe veya diğer bir deyişle Ana Türkçe, bugün için kesin olarak bilinmeyen, ancak muhtemel tarihlendirmesi Hun çağı olarak yapılan bir devrede iki ana kola ayrılmıştır. Aşağıdaki gibi formüle edebileceğimiz sözkonusu ses denklemi bu devre için belirleyici karakteristik olarak görülmektedir:

PTü. *-x-, *-x  > *-r-, *-r > *-z-, *-z

PTü. *-y-, *-y > *-l-, *-l  > *-ş-, *-ş

(Dil biliminde proto-dil kavramı, “kurulmuş veya tasarlanmış dil” anlamını taşır. Bir dizi hipotezlerle kurulmuş bir dil modelidir. Proto-dilin özelliklerine yazılı dillerin karşılaştırma ve analiz edilmesi yoluyla, yani tarihî ve karşılaştırmalı dilbilimin metot ve teknikleriyle ulaşılabilir. Ayrıca yeniden kurma diyebileceğimiz rekonstruksüyon hadisesi iki yönlü bir trafik gibidir. Burada var olan dilden proto-dile gidiş ve geri dönüş şeklinde bir işleyiş söz konusudur.)

Buna göre r/l yönünde gelişme gösteren iki koldan biri olan Proto-Ogur kolunun bugünkü modern alandaki tek temsilcisi Çuvaş lehçesi; tarihsel temsilcisi ise Eski Bulgar Türkçesidir. Bulgar Türkçesi, 5. ve 6. yüzyıllarda Kuzey Kafkasya’da ve Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan Bulgar Türklerinin dili idi. Bugün elimizde Bulgar Türkçesiyle ilgili çok sınırlı bir dil malzemesi vardır. Bu tarihî dil bilgileri bugün eski Bulgarca ile Çuvaşça arasındaki ilişkiyi ortaya koyması bakımından önemlidir.

Çuvaşça dışında kalan bütün tarihî ve modern Türk yazı dilleri ise z/ş yönünde gelişme gösteren Proto-Oguz kolunu temsil etmektedir. Türk dilinin en eski yazılı kaynaklarının olduğu Eski Türkçe (KökTürk-Uygur), Orta Türkçe (Karahanlı, Harezm, Kıpçak, Çağatay, Eski Anadolu Türkçesi) tarihî yazı dilleri dönemi ile Çuvaşça dışındaki bugünkü yazı dilleri ve ağızları bu kola aittir.

KAYNAK: Prof.Dr.A.Melek ÖZYETGİN

Reklamlar

About this entry