Sonuç

Sosyo-kültürel bir olguyu onu sarmalayan etkenlerden soyutlayarak ele alamayız. Hatta bu anlayış kısmen fiziki alem için de geçerlidir. Durum böyle olunca, meseleyi en az hata ile kapatma mantalitesinden hareketle, bir sosyo-kültürel unsuru yorumlarken öteki sosyal bilimlerle de ilişki kurmak zorundayız. En azından çalışılan sosyal bilime (uzmanlık alanına) yardımcı olabilecek bilim dallarının verilerinden yararlanma yoluna gidilmelidir. Aksi takdirde yapılan çalışmalar eksik ya da yetersiz kalmaya mahkumdur. Mesela G.Erbek tarafından yazılan “Anadolu Motifleri Sergisi”, “Anatolian Kilims” ile M. Erbek tarafından yazılan “Çatalhöyük’ten Günümüze Anadolu Motifleri” (Ankara, 2002),” adlı bir eserde 1 Anadolu kilim ve halılarındaki damgalar Konya civarındaki Çatalhöyük’de, Ankara yakınlarındaki Ahlatlıbel, Polatlı’daki Frigya’nın başkenti Gordiyan, Karataş, Semahöyük ve Alacahöyük’de bulunan birtakım şekillere benzetilerek açıklanmağa çalışılmış ve, onlar halen Anadolu’da kullanılan çesitli etnografik eserlerdeki damgaların tarihi kaynakları olarak ifade edilmişlerdir. Bu eserdeki görüşler doğru ise eserde izah edilen şekillerin hemen hepsinin Büyük Türkistan’da da görülmelerini nasıl izah edebiliriz? Mesela “eli belinde, koç boynuzu, bereket ve haç” şekilleri gibi damgalar dünyanın bilenen en eski halısından beri Türk coğrafyasında hâlâ halı ve kilimlerde dokunmaktadır.

Eli Belinde

Eli Belinde

Koç Boynuzu

Koç Boynuzu

Bereket

Bereket

Dolayısıyla bu problem iki türlü çözülebilir: Birincisi eski Anadolu halklarının İç Asya’dan gelmiş oldukları kabul edilerek ya da Anadolu’daki bir takım halkların tarihi süreç içinde Anadolu’dan iç Asya’ya göç ettikleri kabul edilerek.

Tarihin bize verdiği bilgiler ise (Türk asıllı halklardan olan) İskitler ve Kimmerler dışında  Anadolu’dan Türkistan’a doğru bir göçü değil de Türkistan’dan Anadolu’ya hatta Balkanlar ve Tuna boylarına doğru göçler olduğunu bildirmektedir. Ayrıca kültür tarihi konusundaki çalışmaların sonuçları şöyle özetlenebilir: Geleneksel halklar dış dünyaya karşı son derece katı, adeta başka halkların bir şeylerini kabul etmelerinden dolayı tanrı tarafından cezalandırılacaklarına inanıyorlardı. Durum böyle olduğundan, tarihi süreç içindeki geleneksel halkların birbirleriyle en az etkileşim içinde olduklarını kabul etmek zorundayız. Hatta Anadolu’da 1970’li yıllara kadar her aileye kız verilmediğini ya da her aileden kız alınmadığını yaşlı insanlara sorarsak bizlere anlatırlar. Dolayısıyla ikinci görüş, bizleri doğrulayacak bilgiler vermektedir. Bu nedenle yukarıda sık sık değinildiği  gibi eksik bilgilerle yola çıkmaktansa, o konu hakkındaki diğer görüşlerden de haberdar olarak, karşılaştırmalı çalışmalar yapmak, sosyo-kültürel incelemelerde bizlere en sağlıklı bilgileri verecektir.

Halı-kilim ve mezar taşlarındaki damgalar birer sanat eseri olmaktan öte, bir duygunun bir sosyo-kültürel hayatın, en genel tabiri ile sosyal tarihin dile getirildiği kitap sayfaları ve tarihi vesikalardır. Başka deyişle “motif, figur, sembol ve şekillerin tarihin belirli bir noktasındaki zihniyet ve tutumların ürünleri oldukları açıktır” 2 Bu belgeler resmi kurumlar tarafından yazılmadıkları için de halkın en yalın duygu ve düşüncelerini ifade ederler. Dolayısıyla tarih yazıcıları ve sosyo-kültürel kavramlar hakkında çalışanlar, öncelikle halı-kilim ve mezar taşları gibi etnografik eserleri değerlendirilmesi gerekir. Çünkü bunlar resmî duygular ile bilgilerin karışmadığı en yalın tarihî vesikalardır.

Mesela eski Türk ailesinin, hane halkına göre, çekirdek aile mi; yoksa geniş aile mi; olduğunu yurtların yapısına bakarak öğrenmek mümkündür. Ayrıca yurt içinde oturulan yerlere bakarak o insanların kimliğini ya da statülerini belirleyebiliriz. Mesela yurttaki “tör” e baba evdeyken ondan başkası oturmaz. Ancak evde misafir varsa, misafirin yaşı küçük de olsa oraya baba değil misafir oturur. Çünkü Kazak Türkleri’nin bir ata sözünde de belirtildiği üzere “beş yaşında konak da gelse, yetmişlik dede selam verir”.(Bes castağı konak kelse yetmis castağı kariye selam berir.)

Genelde bugüne kadar yapılan çalışmalarda halının-kilimin nerede dokunduğu, adı, iplik yapısı, düğüm sayısı gibi meseleler Türkiye’de bu konuda çalışanların ana problemi olmuştur. Oysa bu konulardan ziyade bir halının-kilimin verdiği mesaj ile onun sosyo-kültürel yapıdaki yeri sosyal bilimler açısından birinci derecede öncelikli olmalıdır. Öbür yandan dokundukları yerleri göz önüne alarak halı-kilimleri Kars kilimi, Hakkari kilimi, Bergama kilimi v.b. diye adlandırmak doğru mudur? (Kazakistan, Kırgızistan halı kilimi gibi ayrımlar da aynı değerlendirmeye tabidir.) Mesela buradaki fotoğraflara yansıyan eserlerin kaç tanesini çekildikleri yerlere, yani meydana getirildikleri yere göre ayırabiliriz?

Kars

Kars

Hakkari

Hakkari

Bergama

Bergama

Dolayısıyla Türk halı-kilim tasnifleri hatta bu eserlerdeki damgaları birkaç grup dışında çok çeşitli  adlandırmak pratik bir kaygıdan öteye bir şey ifade etmediği gibi, aşırı ısrarlar sosyo-kültürel hayatı ya da sosyal hafızayı parçalar. Çünkü onlar aynı tarihî bilinç içinde, fakat farklı zamanlarda oluşmuş bir zihniyetin ürünüdürler. Dolayısıyla geleneksel Türk halı-kilimlerinde farklı gibi görünen damgalar, aslında bir bütünün çeşitli parçalarını ifade ederler. Ayrıca damgaların tasnifi konusundaki çalışmalarımızda “benzetme, varsayım, yakıştırma ve tahmin yöntemleri yanında, uydurmaları da kabullenerek el yordamıyla ilerlediğimizi biliyoruz” 3.

Kısaca halı-kilim ve mezar taşları gibi geleneksel sanat eserlerindeki damgaları, sosyal gruplar ve sosyal tarih hakkındaki en yalın tarihi belgeler olarak değerlendirmek gerekmez mi?

Dipnotlar

1 –

ERBEK, G., Anadolu Motifleri Sergisi, İzmir, 1986.
ERBEK, G., Anatolian Kilims, Ankara, 1995.İkinci Baskı, 2005.
ERBEK, M., Çatalhöyük’ten Günümüze Anadolu Motifleri, Ankara, 2002.

2 –

MÜLAYİM, S., ., “Tanımsız Figürlerin İkonografisi”, Türk Soylu Halkların Halı, Kilim ve Cicim Sanatı (Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, 27-31 Mayıs Kayseri), Ankara, 1998, 222.

3 –

MÜLAYİM, S., a. g. e., s. 219.

KAYNAK: Mustafa AKSOY


About this entry